Açken Yenilmemesi Gereken Besinler

Açken Yenilmemesi Gerekenler

Açken yenilmemesi gerekenler birçok kişinin önemsemediği bir durum.

Siz de bazılarımız gibi sabah uyanır uyanmaz kahveye sarılanlardan mısınız? Yoksa bazılarımız gibi güzel bir kahvaltı ile güne başlayanlardan mı? Güne nasıl başlarsanız başlayın ama sabah aç karnına kesinlikle tüketmemeniz gereken bazı besinler var.

Sağlık, hayatın olmazsa olmazıdır. Tüm unsurların başı sağlık, akabinde ise kaliteli yaşamdır. Dolayısıyla sağlığımızı etkileyen her şeyi göz önünde bulundurmalı ve açken midemize zarar verebilecek besinlerden kaçınmalıyız. Peki zararlı besinler neler?

Güne başlarken yapmanız gereken en önemli şey kahvaltı. Bunu bilmeyen kalmadı artık. Aç iken yedikleriniz, günün ilerleyen saatlerinde size huzur verebildiği gibi huzursuzluk da verebilir ve hayatı, günü size dar edebilir.

Domates

Domates, ülkemizde çokça tüketilen bir besin ve C vitamini, diğer antioksidan bileşenler bakımından da oldukça zengin. Ancak kahvaltı da bulundurulması gereken besinler arasında değil. Ne yazık ki, Anadolu’nun birçok köşesinde kahvaltıların vazgeçilmezi olmayı başaran domates, aslında aç iken midemize zarar veren besinlerin başında geliyor. İçeriğindeki “Tannik Asit” kaynaklı mide asitinin yükselmesine ve mide sorunlarının baş göstermesine neden olur. Bu yüzden aç karnına uzak durmanız gerekenler arasında domates geliyor.

Gazlı İçecekler

Gazlı içeceklere çok değinmeye aslında gerek yok. Çünkü ne denli mideye zarar verdiği bilinen bir gerçek. Aç veya tok, zararları büyük. Ancak aç karnına içilmesi durumunda ciddi sağlık sorunlarına neden olmakta. Gazlı içecekler, içerdikleri maddelerle şeker seviyesini normalin üzerinde 8 kat daha fazla artırır. Alışkanlık haline getirilmesi ise kansere davetiye çıkarır. Kesinlikle aç karnına tüketilmemelidir.

Mayalı Hamur İşi Besinler

Sabah kahvaltısında çok sık tercih ettiklerimizin başında hamur işi besinler geliyor. Ancak maya bulunan hamur işi besinler mide şişmesine neden olur. Mide astarını ise ciddi düzeyde tahriş eder. Çabuk tüketilebilir gıdalar arıyorsanız mayalı hamur işi besinleri değil, taze meyveleri tercih etmelisiniz. Sabah kahvaltıda olabildiğince beyaz ekmek tüketmeyi de azaltmanızı öneriyoruz.

Baharatlılar

Aç iken baharlı besinler de tüketilir mi? Tüketenler oldukça fazla ne yazık ki. Baharatlı besinler, aç karnına mide mukozasına zarar vermektedir. Birçok mide rahatsızlığının nedenleri arasında baharatlı besinlerin aç karnına tüketimi var. Hazımsızlığa neden olduğu da bilinmektedir. Sarımsak, acı biber, zencefil gibi baharatlı gıdalar bunların başında geliyor ve kahvaltıda tüketilmemesi gerekiyor.

Tatlılar

Aslında tatlılar da tıpkı gazlı içecekler gibi aç iken yenilmemesi gerekenler arasında toplumun iyi bildiği besinlerden. Tatlı ve şekerlemeler, midede çabucak sindirilebilen gıdalar. Ancak kana da karışımı o denli hızlı ve pankreastaki insülin düzeyinin ani yükselmesine de neden olan besinler. Neticede ise şeker hastalığına davetiye çıkarmak oluyor. Ayrıca göz bozukluğunun başlıca nedenleri arasında aç karnına tatlı yeme geliyor. Sabah bir çikolata, kek ne kadar göze zarar veriyor, anlatmak olanaksız. Aç karnına kesinlikle tatlı tüketmemelisiniz.

Yoğurt

Yoğurt, içerisindeki laktik asit ve bakterileriyle oldukça faydalı bir besin. Ama aç karnına oldukça zararlı besin. Açken yenilmesi durumunda mide asidi tarafından etkisiz hale getirildiği için yoğurt, süt ve süt ürünlerindeki fayda kaybolur ve ölür. Ayrıca mide asidi oluşumuna neden olur. Güzel bir kahvaltıdan 1 – 2 saat sonrası birkaç kaşık yoğurt oldukça fayda vericidir.

Armut

Armut da yenilmemesi gerekenler arasındadır. Yemememiz gereken besinlerden biri, çünkü çok fazla lif içerir. Tok karnına sağlıklı ve faydalıdır. Ama açken o kadar faydalı değil, hatta zararlıdır. Karın ağrısına neden olur. Bu yüzden armudu tahıl ve yulaf ezmesi ile tüketmenizi öneriyoruz.

Yenilmemesi Gerekenler Besinlerin Şahı Muz

Muz, kesinlikle aç karnına yenilmemesi gereken besinlerin lideridir. Sağlık açısında faydalı meyvelerin başında geldiği gibi, aç karnına tüketildiğinde de zararlı besinlerin başında Muz geliyor. Muz, aç karnına yenilirse kandaki magnezyum düzeyini ani olarak artırır. Bu da kalp için risk demektir ve kalbe gerçekten zarar verir. Ayrıca sindirimi zorlaştırır, kabız olma durumunu yükseltir. Bu yüzden sabahları aç karnına kesinlikle muz, yenilmemesi gerekenler arasındadır.

Ayrıca uyku öncesi yenilmemesi gereken gıdalara da bu yazımızda göz atabilirsiniz.

%100 Verimli Uyku Uyumanın Sırları

%100 Verimli Uykunun Sırları

Verimli uyku, tüm canlıların yaşamını sürdürmesi gereken yegane gereksinimlerdendir. Hayatımızın önemli parçası olan uykudan %100 verim elde etmediğimiz zamanlarda vücut birtakım sorunlar göstermeye, hayatımız olumsuz etkilenmeye başlar.

Dünya nüfusunun birçoğu uykuya adeta aşıktır. Akşam olması gereken saate uyuyup, sabah erken saatte uyanmak ise adeta mücize niteliğindedir. Geç uyuma, erken uyuma, uyanamama, uyuduğu halde uykuyu alamama, bir türlü uykuya dalamama gibi çeşitli sıkıntılar kişiden kişiye göre değişiklik gösterse de uykudan %100 tam anlamıyla verim alamama, verimli uyku elde edememe ortak sorundur.

Uyku, sağlık başta olmak üzere zihinsel aktivitelerde ve güzellikte de etkilidir. Ger gör ki bir de günlük rutinler ve yapılması gerekenler işin içine girince hayat işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Peki uykudan %100 verim nasıl alınabilir? Verimli uyku elde etmenin sırrı ne? Dahası verimli bir uyku çekmek mümkün mü?

Kaç Saat Uyku Gerekiyor?

Öncelikle vücudumuzun kaç saat uyku uyuması gerektiğini bulmalıyız. Yetişkin birelerin günde 7 – 8 saat düzenli olarak uyuması gerekir. Bu durum elbette ki her birey için geçerli değildir. Herkes 8 saat uyuduğunda kendisini dinç, huzurlu ve sağlıklı hissetmeyebilir.

Biyolojik saatini dinle!

Vücudumuzun gerçekten kaç saat uykuya ihtiyacını öğrenebilmek için vücudumuzun biyolojik saatine kulak vermeliyiz. Akşam uykunuz kaçta geliyor, sabahları alarm veya dış etken olmaksızın kaçta rahat biçimde uyanıyorsunuz? Bunu gözlemleyin. Ortalama bir süre çıkacaktır. Bunu birkaç denemede tespit etmelisiniz. Ortaya çıkan süre, sizin uyumanız gereken süreyi ifade eder.

Ayrıca “Ulusal Uyku Vakfi” birtakım araştırmalar yaparak belli yaştaki kişilerin ortalama uyuması gerektiği süreleri tespit etmiştir. İnceleyebilirsiniz.

Uyumlu Bir Düzen Sağlayın

Hedeflerinize, günlük yapmanız gerekenlere ve gereksinimlerinize karşı koymaktan kaçının. Yaşam standardı ve şekli ile uyumlu bir uyku düzeni oluşturmalısınız.

Hepimiz birtakım hedefler belirleriz ve birçok kişinin yapmak istedikleri benzer niteliktedir. Lakin herkesin hayatı ve yaşam kalitesi ne yazık ki aynı değil ve sorumluluklar, gündelik ihtiyaçlar, yapılması gerkenler farklı. Sabah 8, akşam 5 beyaz yaka çalışan biri için sabahları uyanmak oldukça kolaydır. Fakat vardiyalı veya nöbetli çalışan biri için bu durum bu kadar kolay değildir. Ev, okul, iş ve sosyal çevredeki sorumluluklarımız bizim vaktimizi uyku ve hedeflerimizden daha fazla alıyorsa bu durumda uykudan fedakarlık söz konusu olacaktır. Misal vermek gerekirse;

  • gece 00.00’da uyumanız gerekiyor ise mutlaka bu saatten 6 saat öncesine kadar kafein ve tein içerikli içecekleri,
  • 3 saat öncesine kadar alkollü içecekleri bırakmanız gerekiyor.
  • Yine 2 veya 3 saat öncesinde birşey yiyip içmemelisiniz.
  • Uyumadan en az 2 saat önce bütün ağır aktivite, spor ve egzersizleri bırakmak gerekli.
  • Uykudan 1 saat öncesine kadar elektronik tüm aletleri kapatsanız iyi edersiniz. Televizyon, bilgisayar, telefon, tablet vb. tüm elektronik aletlerden uzak durmaya uykuya bir saat kala başlamalısınız.
  • Yine bir saat kala tüm iş, okul, ders, eğitim vb. faaliyetlerini durdurup, çalışmaları sonlandırmalısınız. Akabinde %100 verimli ve kaliteli bir uyku sizi bekliyor olacak.

Verimli Uyku Tatil Yapmaz

Verimli ve kaliteli bir uyku için tatil olmayacağını bilmelisiniz. Uykunun izin günü, dinlenme arası veya tatili olmaz. Dolayısıyla hafta sonu da olsa, yıllık izinlerde veya öğrenciler için ara tatillerde uykunuzdan ödün verme alışkanlığı edinmemelisiniz. Uyku saatlerine rutin biçimde dikkat etmelisiniz.

Şayet yoğun, aktif bir çalışma hayatınız varsa hafta sonu veya izin günlerinizde kendinize hediye vermek için ASLA uykunuzu kullanmamalısınız. Yani, cumartesi izinli iseniz kesinlikle cuma günü geç yatma girişiminde bulunmamalısınız. Geç saate kadar oturup, ertesi gün geç saatte uyanma gibi bir huy edinmeyin. Unutmayın ki, 1 – 2 günlük kaçamak uyku düzeninizi gerçekten olumsuz etkileyecektir.

Oda Sıcaklığını Kontrol Edin

Kaliteli uyku için oda sıcaklığı önemlidir. Çoğumuz kış aylarında sıcacık bir odada uyumak ister. Fakat çok sıcak veya çok soğuk oda uykunun düşmanıdır. Bu nedenle oda sıcaklığı 15 – 18 derece arası olmalıdır. 18 dereceği geçmediğinden emin olun. Sıcaklıkölçer kullanabilirsiniz.

Uyku İçin Işıklandırmayı İhmal Etmeyin

Uyku öncesi tavan ışıkları kapatılmalıdır. Tavsiyemiz karanlık ortamda uyumanızdır. Fakat endişe veya kaygı yaşıyorsanız gece lambası açabilirsiniz. Işıklandırma ve renkler vücuda, beyne uyku vakti geldiğinin sinyallerini ve mesajını verecektir.

Kısılabilir Işıklar ve Uyku Rahatlığı

Yatağımızdan çıkmak istemiyor, %100 rahatlık istiyorsak baş ucumuzda veya genel oda ışıklandırmasında kısılabilir ışık düzeneği ayarlamalıyız. Küçük pille çalışan ve ışıklandırması kısılabilen, açılabilen ışıklar bulunuyor. Bunlardan yatağınızın baş ucunda bulundurabilirsiniz.

Teknolojiye Veda Vakti

2020’li yıllarda, yani günümüzde çok zor olsa da kaliteli bir uyku için olmazsa olmak kurallardan biri de teknolojiye vedadır. Akşamları uykunuzda sizi yalnız bırakması gerekenler arasında telefon, bilgisayar ve diğer elektronik cihazlar bulunuyor.

Kesinlikle en fazla yapılan hayatı siz yapmayın!

Telefonu yastığınızın altına veya yatağınızın başına koyup, o şekilde uyumayın. Telefonların yaydığı radyasyon ve sinyal sistemleri uykunuzu, sağlığınızı ve beyin dalgalarını olumsuz etkiler. Bu da hem sağlığınızı, beyninizi ve hem de uykunuzu kötü etkileyecektir. Uyumadan 1 saat önce tümüne veda edin. Sosyal medya, e-postalar, web siteler, bloglar, televizyon kanalları, radyolar, video siteleri, aklınıza ne gelirse tümüne elveda demelisiniz.

Peki ya alarm?

Elektronik olmayan, geleneksel alarm özelliği bulunan baş ucu saatleri kullanabilirsiniz. Telefonunuzu da asla yatak odanızda şarja takıp, uyumayın.

Not: Verimli uyku için oda ışıklandırması önemlidir. Olabildiğince karanlık olması verimli uyku için etkili olacaktır.

Doğru Uyku Pozisyonunu Yakalama

Size en uykun uyku pozisyonu bulmalısınız. Boyun, sırt ve bel ağrılarını önlemek için size uykun yastık ve yatak tercih etmenizi tavsiye ederiz. Yastık, uyku için oldukça önemlidir. Uykunun en önemli aşamalarından birisi, doğru yastık seçimidir. Pozisyon olarak ilk uyku esnasında sağ tarafa yatmanız, bacaklarınızı kafif karın boşluğuna çekerek uyumanızı tavsiye ederiz. Bu sayede mide, kalp baskı altında kalmaz, kolaylıkla sindirim ve kan pompalanması mümkün olur. Ayrıca nef alımınız kolaylaşır.

Şayet yan yattığınızda sırt ağrısı yaşıyorsanız bunu çözmek için bacak arası yastığı kullanabilirsiniz.

Kokuya Dikkat

Rahat ve huzurlu bir uyku için oda kokusuna dikkat etmelisiniz. Ortamın kokusu, oda sıcaklığı ve yastığınız kadar önemlidir. Sizi ferahlatacak kokuların odanızda yayılması gerekir. Kötü, ağır, pis kokular sizi rahatsız edip, uykunuzu kaçıracaktır. Odanın havanlandırılması, kötü kokuların giderilmesi gerekir.

Stres Kaynaklarını Bertaraf Edin

Odada, uyuyacağınız ortamda sizi strese sokacak hiç bir unsura izin vermeyin. Gözü yoran, dikkat çeken tüm cisim ve nesneleri odadan uzak tutun. Çok dar, basık ve kalabalık yatak odası uykunuzu olumsuz etkiler. Sizi rahatlatan tablolar odanıza asabilirsiniz.

Ya Nevresim Takımları?

Sinir bozucu nevresim takımınız mı var? Sırf estetik görünsün diye uykunuzu kaçırmasına izin veremeyin. Beğenmediğiniz, rahatsız edici nevresim takımlarını kullanmayın. Saten ve benzeri kumaştan yapılma nevresimleri tercih etmeyin. Kayan çarşaflar kullanmayın. Lastikli çarşaf daha iyidir.

Yorgana Dikkat

Şayet evli iseniz veya biri ile uyumakta iseniz yorgana dikkat etmelisiniz. Yorgan, rahat biçimde ayarlanmalı, gerekirse iki ayrı yorgan kullanılmalıdır. Yorgan boyutu iki kişiyi de saracak boyutta olmalıdır. Ne çok büyük, ne de küçük olmalıdır.

Hortuya Çözüm Üretin

Odanızda horlayan biri mi var? İşiniz çok zor demektir. Hemen bir şeyler yapmalı, çözüm üretmelisiniz. Çoğu kişi horladığını da kabul etmez. Horladığını kabul eden kişinin bu sorundan kurtulması kolaydır. Ama etmeyenler, zorluk çıkarır. Bu yüzden önce onların horladıklarını kanıtlayın. Uyku boyu çıkan sesleri kaydeden mobil uygulamalar artık geliştirilmiş durumda. Onlardan faydalanabilirsiniz.

Uyku Öncesi Rahatlatıcı Bir Çay

Yeşil çay, papatya çayı gibi bazı bitkisel çaylar uykuya yardımcıdır. Rahatlatıcı ve gevşetici etkiye sahiptir. Dozu kaçırmadan, fazla abartmadan uykudan 45 – 50 dakika önce bir fincan bitki çayı için. Melisa, Papatya, Nane, Şerbetçiotu, Kediotu bunlar arasında uykuya iyi gelen çaylardır.

Yemeğe Dikkat Edin

Uykudan en az 2 saat önce bir şeyler yemeyi kesmelisiniz. Ayrıca bazı gıda ve besinleri ise en az 6 saat önce bırakmalısınız. Uyku Öncesi Yenilmemesi Gereken Gıdalar yazımıza daha fazlası için göz atabilirsiniz.

Uyku Öncesi Yenilmemesi Gereken Gıdalar

Uyku Öncesi Yenilmemesi Gereken Gıdalar

Uyku öncesi, deliksiz bir uyku keyfi için asla yenilmemesi gereken 10 yiyeceği sizler için derledik.

İnsan yaşantısının en önemli olmazlarından birisi uykudur. Uyku, o denli kıymetli bir gereksinimdir ki günün büyük bölümünü kapsamaktadır. Yaşam kalitesine de ciddi etkileri söz konusudur. İyi de kaliteli uyku için ne yapmak gerekiyor, nasıl bir özen göstermeliyiz?

Kaliteli uyku, öncesinde yemekten geçiyor; kaliteli yemek tıpkı öncesinde kaliteli ve aktif çalışma gerektirdiği gibi…

Yemek ve Uyku, gerçek manada yaşam kalitesi için olmazsa olmaz ihtiyaçlardandır. Fakat sağlıklı bir hayat için “ÇOK” ilkesi değil, “DENGE” ilkesi gereklidir. İhtiyaç ötesi yemek yemek zevk meselesidir. Yine ihtiyaçtan fazla uyku ise ya zevk ötesi bir alışkanlık ya da hastalıktır. Bu yüzden dengeyi iyi kurmak gerekiyor. Kaliteli bir uyku, akabinde kişiye enerji ve zindelik katar, doğru ve etkin düşünmeyi sağlar. Bu sebeple uykuya özen göstermeli ve hakkını vermeliyiz.

Kaliteli ve deliksiz uyku için öncesinde 10 besini tüketmeyi kesin!

Uyku Düşmanı Kırmızı Et

Kulağa sağlıklı, cazip bir besin olarak gelmesine aldanmayın. Yemek öncesi bedenin onarımını sekteye uğratacak, dinlenme safhası olan uykuda enerji tüketmeye neden olacaktır. Uyku öncesi kesinlikle tüketilmemesi gereken besinlerin başında kırmızı et gelmektedir.

Sağlık Nedimeleri Sebzeler

Normal şartlarda en sağlıklı besinler arasında sebzeler gelir. O yüzden “Sebze de uykuya zarar verir mi hiç” demeyin. Sebzeler bilindiği üzere yüksek oranda lif içerir ve uykunun kaçmasına neden olur. Sakın ola rejim adına yatmadan, uyku öncesi bir tabak salata yemeyin.

Tehlike Saçan Cips ve Atıştırmalıklar

Normal hayatta, günün her saatinde faydasından çok zararı olan hazır cips ve abuc cuburlar, gerçekten sağlık açısından tehlike oluşturan besinlerdir. Fazlaca yağ, şeker ve kimyasal madde içeren bu ürünler beden, zihin ve ruh için tehlike arz eder. Paketler ürünler büyük ölçekte monosodyum glutamat içerir. Bu da Çin tuzu olarak bilinen bir tuz çeşididir. Bu maddeler ise vücudu rahatsız eder, sindirim sisteminin çalışmasını olumsuz etkiler. Doğal biçimde uykuyu olumsuz etkiler ve ani uyanma ile beraber birden uyku kaçması gibi sorunlar baş gösterir. Gece yarısı birden uyanıp, uykunuz kaçıyor ise abur cubur, hazır gıda, paketli ürün ve özellikle cips tüketimini durdurun.

Makarna

Severek yediğimiz makarnalar, özünde hamurdur. İçerisindeki şeker, çok hızlı biçimde yağa dönüşmektedir. Bu da uyku öncesi ciddi zarar teşkil eder. Uyumadan, akşamları makarna tercih etmek pek tavsiye edilmez.

Yazın Vazgeçilmezi Dondurma

Mevsim yaz, hava sıcak ve şimdi bir dondurma ne güzel gider, demeyin! Dondurmalar da ciddi oranda yağ ve şeker deposudur. Bedenin sindirim sorunu yaşamasına neden olur.

Pizza

Pizza mı? O da yine hamur işi ve bol miktarda baharat, yağ ve şeker içeriyor. Bol miktarda çeşitli malzeme içermesi, reflü ve ülser gibi mide sorunlarına neden olabilmektedir. Donmuş pizzalar ise bolca yağ içerir. Kesinlikle uyku öncesi pizza tüketilmemelidir. Gece vardiyalarında çalışanların da uyumasalar dahi o saatte pizza yememeleri gerekir.

Mısır Gevreği

İçindeki bol miktarlı şeker ve nişasta, neden uykudan önce tüketilmemesi gerektiğini gösteriyor. Sabahlar tüketilebilir ama uyku öncesi asla!

Çikolata

Çikolata yemek için özel bir zamana ve mekana gerek yoktur. Ayrıca mutluluk ve haz veren bir gıdadır. Ancak yoğun miktarda kafein içerir. Bu madde ise uykunun düşmanıdır. Kulağınıza küpe olsun.

Alkol

Aslında pek bir lafa gerek yok. Ama yine ifade etmek gerekirse alkol, bedenin kendini onarma sürecini deprem gibi doğal afet vurmuş gibi yerle bir eder. Kesinlikle uyku öncesi alkol tüketilmemelidir. Aslında uyku öncesi ve sonrası, hayatın hiç bir anında alkol tüketilmemelidir. Alkol, beden ve zihin için ciddi tehlike arz eder.

Acılı Yemekler

Karbonhidrat bakımında acı biberin faydası ve zenginliği bilinen bir gerçek. Ayrıca kalorisi de yüksek. Fakat uykudan önce pek tüketilmesi önerilmez. Çünkü uyku kalitesini olumsuz etkiler, vücudu ağırlaştırır ve deliksiz uykuya mani olur.

Reformer Pilates İle Kilo Verme

Reformer Pilates ile Kilo Verme

Esneten ve kilo vermeye yardımcı olan Reformer Pilates, son zamanların en fazla eğilimde olan kavramları arasındadır. Standart pilatestten farklı tarzda, farklı aletlerle yapılmaktadır. Peki bu reformer denilen şey nedir, faydaları nelerdir?

Spor yapmak, ne kadar sağlıklı olsa da zahmetli ve yorucu bir iştir. Özellikle kilolu kişilerin pek keyif almadığı, çokça yorulduğu etkinliklerdendir. Fakat sportik aktivitelerin gerek beden, gerek zihin, gerek iç hissi özellik bakımından birçok fayda sağladığı bilimsel olarak çok kez ispat edilmiştir. Spor mekanı ve salonlarında vakit kaybetmek istemeyenler çoğunlukla doğa sporlarını veya evde uygulayabilecekleri egzersiz yöntemlerini tercih ediyor. Son zamanların popüler spor biçimi ise bunlardan biraz daha farklıdır. Reformer Plates olarak adlandırılan bu yöntem, egzersiz trendi olarak nitelendirilebilir. Sıkılaşma, esneme bir arada bir uygulama denilebilir. Klasik pilatesten ise farklı yapıdadır. Reformer Pilates sayesinde vücut esnetilir, güçlendirilir.

Reformer Pilates Nedir?

Spor yapmayı istiyor ama klasik spor salonlarına bağlı kalmak istemiyor musunuz? Bu ve benzeri yöntemlere ek seçenek arayanlardan mısınız? O halde son dönemin en trend egzersizi pilatesin ardından şimdi sıra daha trend olan reformer pilates de. Klasik pilatesten farklıdır. Özel alet kullanılarak yapılır. Bu aletler sayesinde yüzü aşkın egzersiz yapmak mümkün. Bu hareketler bedenin belli alanlarını çalıştırmaktadır. Vücudu çok daha zinde, kuvvetli ve esnek yapıya sokar. Klasik pilatesten ise çok daha yoğun program içerir.

Geçmişe Uzanan Temeli

Bu pilates aletlerinin geçmişe dayanan temelleri bulunuyor. I. Dünya Harbi’nden bu yana yaralı askerlerin yatak tedavilerinde Joseph Pilates tarafından sıkça kullanılmıştır. Günümüzde de kullanılmakta ve 6 temel ilkesi bulunmaktadır;

  • Odaklanma,
  • Doğruluk,
  • Nefes,
  • Akıcılık,
  • Kontrol,
  • Düzenlilik
Reformer pilates Örnek Gösterim

Reformer pilatesin Faydaları

Fiziksel ve mental faydaları dışında bedenin esnek ve kuvvetli bir yapı kazanmasını sağlar. Kaslardaki bağ dokusunu güçlendirir ve vücut daha esnek bir yapı kazanır. Ayrıca vücudun “Core” olarak adlandırılan bölgesini kuvvetlendirdiğinden dolayı bel, sırt bölgelerindeki ağrıları azaltır, omurgayı hizalar ve duruş bozukluğunu düzeltir. Kasların şekillendirilmesinde, vücudun sıkı ve sağlıklı bir görünüm kazanmasında, kolayca kilo verilmesinde etkilidir. Doğru nefes alımını bedene öğretir.

Reformer Pilates Nasıl Yapılır?

Evvela özel aletle yapıldığı bilinmelidir. Dirençli yaylar kullanılarak tasarlanmış bu alet, çok yönlü olup, yüzden fazla egzersizi yapmaya olanak sağlar. Oturarak veya ayakta durur vaziyette uygulanmaktadır. Kayış ve ilave donanımlar ile pilates yapılıyor. Kişise göre uzunlukları, denge ve esnekliği ayarlanabilmektedir. düzenli biçimde uygulanması durumunda kısa sürede fark görülebilmektedir. Haftada 2 – 3 gün ortalam bir saat uygulamak yeterlidir.

Muhakkak Pilates eğitmeni eşliğinde uygulanmalıdır. 
Migren Ağrısını Gideren 8 Besin

Migren Ağrısını Gideren 8 Besin

Migren, kronik olarak devam eden baş ağrılarındandır. Tedavisi bulunan nörolojik bir hastalıktır. Yaşam kalitesini düşüren hastalıkların başında migren gelir. Zonklama veya sakaklarda keskin ağrı şeklinde görülür. Çoğunlukla da ilginçtir kadınlarda görülür. Başladı mı adeta bitmek bilmez. Kişinin tüm hayatını ve yaşam kalitesini berbat eder.

Peki, Migrenden kaynaklı ağrılara ne iyi gelir?

Migren ağrılarını bazı doğal yöntemlerle azaltmak mümkündür. Doğru ve etkili beslenme düzeniyle beraber bazı besinleri ilave etmek yeterli olacaktır.

Migren Gideren Avokado

Avokado, tropikal bölgelerde yaygın yetişen meyvelerdendir. Migren ağrılarına karşı oldukça etkili meyvelerdendir. Lutein ve Zeaksantin gibi antioksidan bileşenler içermesinden dolayı migren ağrılarıyla baş etmek için ideal gıdadır. Düzenli ve yeterli oranda Avokado tüketimi, kronikleşen migren ağrılarını engeller.

İncir

İncir, lif, magnezyum, manganez, Sodyum, B6 Vitamini ve Potasyon bakımında zengin meyvelerin başında gelir. Birçok derde deva olduğu gibi, Migren ağrılarının dindirilmesinde de etkilidir. Birçok uzman, İncirin içeriğindeki potasyumun bağ ağrılarına iyi geldiğini ifade etmektedir. Haftada birkaç defa, birkaç adet tüketebilirsiniz. İncir, Ceviz ve Bekmez üçlüsünü denemenizi tavsiye ederiz.

Somon Balığı

Omega 3, Folik Asit ve B2 Vitamini bakımından en zengin içeriğe ve bileşene sahip besinlerden birisi Somondur. İçeriğindeki Omega 3 Vitamini, sinirlerin korunmasını ve dengelenmesini sağlar. Bu sayede beyin işlevlerinin sinirlerle alakalı rahatsızlıklarını dindirir. Somon balığının dışında hamsi ve ton balığının da migren ağrısını dindirici etkisi vardır.

Tatlı Patates

Tatlı Patates, içerik bakımından zengin besinlerdendir. Yüksek lif kaynağı ve potasyum zenginidir. Kanser ve baş ağrılarına karşı etkilidir. Lezzetli olduğu kadar bağ ağrılarıyla mücadelede de faydalı sonuçlar sunar, rahatlatıcı etkisi vardır.

Havuz ve Yaz Meyvesi Karpuz

Öncelikle beyin ve birçok hastalık için bol miktarda su içmek gerekiyor. Su ile beraber sulu gıdaların tüketimi de önemli. Sulu ve zengin bileşenli gıdalardan olan Karpuz ve Havuç, baş ağırısı ve benzeri sorunlara karşı dindirici etkiye sahiptir. Bol miktarda ve mevsiminde tüketilmelidir.

Karalahana ve Kinoa Etkisi

Hastalıklarla mücadelede Kinoa ve Karalahananın da faydası büyüktür. Magnezyum ve demir içerdiği için Kinoa, Omega 3 açısından zengin olduğu için Karalahana ağrılar ve migrenin sebep olduğu ağrılar ile mücadelede etkilidir. günlük yemek ve salatalarda bulundurmanızı tavsiye ederiz.

Olmazsa Olmaz Yoğurt

Yapılan bazı araştırmalar, yoğurdun içeriğinde bulunan B vitaminin baş ağrılarına iyi geldiği ve migrensi zonklamaları dindirdiği görülmüştür. Şayet çok sık migrenden kaynaklı baş ağrısı yaşıyorsanız yoğurt bulunmaz bir nimet olacaktır. Akşamları ve günün belli zamanlarında tüketmenizi tavsiye ederiz. Öyle ki, düzenli yoğurt tüketimi, ağrı ataklarını engelleyecektir.

Limonlu Su

Öncelikle limon ve limon suyunun yaşam kalitesindeki yerini ne kadar çok anlatsak da tam olarak faydasını anlatmış olamayız. Güne limonlu su ile başlamak ne kadar faydalı, kelimeler yetmez bunu anlatmaya. Sağlığa faydaları saymakla bitmez. Özündeki yüksek orantılı C Vitamini, baş ağrılarına da iyi gelmektedir. Ağrı ataklarına karşı yarım bardak limon suyu içmek, 2 çay kaşığı tuz ilave edip tüketmek gerçekten büyülü bir dokunuş sunacaktır. Sizleri çok daha ferah, dinç ve rahat hissettirecektir.

Bir de Bizden Bonus: Tarçınlı Masaj

Başınızın ağırsı hala dinmiyor mu? Baş ağrınıza bir deva daha sunalım. Başınızda ağrı olduğunda birkaç çubuk tarçını alıp ezin ve toz haline getirin. Macun kıvamına gelene kadar su ekleyip, karıştırın. Sonra bu karışımı şakaklarınıza ve özellikle alın bölgesine sürüp, masaj yaparak uygulayın. 25 – 30 dakika bekletin. Ardından ılık suyla yıkayın. Bu özlü karışım, başta migrenden kaynaklı ağrıları ve çeşitli baş ağrılarını dindirmeye yardımcıdır.

Ağrısız kaliteli günler dileriz.

Keçiboynuzu Faydaları

Anadolu’nun bazı yörelerinde “Harnup” olarak da adlandırılan Keçiboynuzu, Akdeniz ikliminde yetişmektedir. Özünden ve tohumundan, tozundan birçok alanda faydalanılmaktadır. Keçiboynuzu, vitamin ve mineral açısından zengin ve sağlığa oldukça faydalı bir besindir.

Keçiboynuzu

Keçiboynuzu bitkisi, yaprakları sert ve yeşil renkte maki türü bir bitkidir. Çalı ve ağaç biçimde yetişmekte olan bitkilerdir. Türkiye’de Antalya, Mersin, Muğla çevrelerinde yetişmektedir. Keçiboynuzu, pekmez başta olmak birçok üründe kullanılmaktadır ve ilaç sanayisinin de başlıca hammaddelerindendir. Çikolata yapımında tatlandırıcı olarak kullanılmaktadır. Tohumundan elde edilen balsam, tekstilde apreleme için kullanılmaktadır.

Keçiboynuzu Besin Değeri

Bileşim açısından zengin bir bitkidir. Önemli vitamin ve minareler içermektedir. K Vitamini, B2 Vitamini, E Vitamini içermektedir. Kalsiyum, çinko, potasyum ve fosfor açısından bedene faydalı minareler içermektedir. Antioksidan ve karbonhidrat açısından da zengindir. 100 Gram keçiboynuzu 540 kcal kalori mevcuttur.

Keçiboynuzunun Faydaları

Doğallığı ve içerdiği özlerden kaynaklı olarak birçok hastalığa karşı şifa niteliği olan bitkidir. Metabolizmayı desteklemektedir.

Antioksidan Etkisi: İçerisinde bulunan Antioksidanlar ile serbest radikallere karşı mücadelede etkilidir ve vücudu tümüne karşı korur. Öksürük için giderici etkiye sahiptir. Astım ve bronşit gibi rahatsızlıklara karşı fayda sunmaktadır. Alerjik astım hastalıklarından kaynaklı solumun yollarının tıkanıklılığını da gidermeye yardımcı olur. Ayrıca kanser hücrelerinin büyümesine mani olmaktadır.

Enfeksiyon Önleme Etkisi: Vücudu tüm enfeksiyonlara karşı korur. Grip, nezle ve soğuk algınlığına karşı iyileştirici ve koruyucu etkiye sahiptir.

Diyabete Karşı Etkisi: Keçiboynuzundaki şeker oranı çikolataya kıyasla çok daha düşüktür. Kan şekerinin yükselmesini engeller. Diyabet hastaları için güvenilir besin kaynağıdır.

Not: Şeker düzeyi yüksek olanların çok fazla, doktora danışmadan tüketmemesi gerekir.

Kalp ve Damar Sağlığı: Keçiboynuzunun lifli yapısından dolayı kötü kolesterol diye bilinen LSD seviyesinin düşürülmesine fayda sağlanmaktadır. Kalp ve Damar sağlığı için oldukça faydalıdır.

Sindirim Etkisi: Bağırsak hareketlerinin desteklenmesinde önemli role sahiptir. Mide sıvılarının salgılanmasını destekler. İshal gibi sorunlara karşı giderici, iyileştirici ve koruyucu etkiye sahiptir.

Kilo Vermeye Etkisi: Lif içeriğinin zengin olmasından dolayı açlık hormonu (Ghrelinin) salgılanmasına mani olur. Bu hormonun inhibe edilmesinde etkili olduğundan açlık hissi verecek iştahı engeller ve kilo vermeye yardımcı olur.

Kanserle Savaş Etkisi: Vücutta yer alan serbest radikallerin temizlenmesinde antioksidan ve polifenol özelliğine sahip olduğundan, kanserli hücre oluşumunu önler. Rahim ağzı kanserine neden olan hücrelere mani olur.

Hücrelere Etkisi: Hücreleri yeniler. Hücre kaybını engeller.

Cinsel Güce Etkisi: En önemli faydaları arasına cinsel güç artırması vardır. Sperm (Meni) sayısının artırılmasında, iktidarsızlık sorununun tedavisinde büyük fayda sağlamaktadır. Lakin doymuş yağ asidinden dolayı çok FAZLA tüketilmemelidir, zira fayda yerine zarar verecektir.

Yaralara Etkisi: Yaraların iyileştirilmesinde faydalıdır. İyileşme sürecini hızlandırır.

Dişlere Etkisi: Zengin mineral ve vitaminlerle dolu bir içeriğe sahiptir. Dişlerin güçlendirilmesinde büyük etki sağlar.

Keçiboynuzu Pekmezinin Faydaları

Keçiboynuzu pekmezinin birçok faydası olup, bazıları şu şekilde ifade edilebilir;

  • Sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir ve şişkinliği azaltıp, bağırsakları temizler.
  • Bronşit, Grip, Nezle ve Astım gibi rahatsızlıklara karşı mücadele eder.
  • Öksürüğü giderir, balgam söktürür.
  • Karaciğer için faydalıdır.
  • Kansere karşı savaşır ve kansere yakalanma riskini düşürür.
  • Kalbe ve kalp çarpıntısına iyi gelir.
  • Kanı temizler, damar tıkanıklılığını önler.
  • Alerjik rahtsızlıkları dindirir.

Az Maliyetle Sağlıklı Beslenmek Mümkün mü?

Gıda fiyatları yükselmeye devam ediyor, etmeye de devam edecek gibi görünmekte iken, az maliyetli ürünlere yönelim arttığını belirten Diyetisyenler ve özellikle Diyetisyen Halime Pulat Demir; “Yeterli et alamadığını veya tüketemediğini düşünen kişiler kuru fasulye, nohut, mercimek gibi bakliyatları daha sık tüketmeli, az maliyetle sağlıklı beslenmek mümkündür” diye ifade etmektedir.

İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Beslenme ve Diyetik Bölümü Dr. Öğr. Görv. Halime Pulat Demir de birçok diyet uzmanı gibi vatandaşların artan gıda fiyatlarından dolayı düşük fiyatlı ürünlere yöneldiğini belirtti. Az maliyetle sağlıklı beslenmenin de ipuçlarını verdi. Et fiyatları artıyor, et ihtiyacının giderilmesi, etteki protein ihtiyacının karşılanması için bakliyatlara yönelmek gerekiyor. Ayrıca mevsiminde yetişmekte olan sebze ve meyveler tüketilmelidir, zira bol olması dolayısıyla fiyatları daha uygun olacaktır.

Sağlıklı beslenmek için yumurta kaliteli bir protein kaynağıdır. Et yerine geçen besinler arasına alınmalıdır. Özellikle çocukların, gebe ve emzikli hanımların her gün yumurta yemesi gerekiyor. Beyaz peynir de kalsiyum bakımından zengin ve bir o kadar da protein kaynağıdır. Ana öğünlerde et yeterli değilse peynir ekmek yenilebilir.

Azami Ötesinde Fazla Alım

Çocuklu ailelerin beslenme hususunda daha dikkatli olması gerekiyor. Ekonomik beslenme önerileri arasında ürünleri az almak yerine çok almak gerektiği Halime Pulat Demir tarafından ifade ediliyor. Yarım kilo makarna almak yerine 5 kiloluk makarna alınması daha karlı ve ekonomik olacaktır.

Peynirli makarna, mevsim salata ile yeterli ve ekonomik öğün sunulabilir. Kepekli ekmek tercih edilmelidir ki, kısa zamanda daha çok tokluk vermekte ve beyaz ekmekten çok daha sağlıklı özellikler barındırmaktadır. Pilavlık bulgur, pirince nazaran daha ucuzdur. Ayrıca daha da sağlıklı ve bereketli, ayriyeten doyurucudur. Bu yüzden bulgur pirinçten daha sık ve fazla tüketilmelidir.

Süt ve yoğurt hususuna da dikkat etmek gerekiyor ve birbirlerinin yerine geçebileceği unutulmamalıdır. Çocuklar ve emzikli hanımlar için büyük önem teşkil eder, zira kalsiyum kaynağıdır. Farklı marketlerde, farklı fiyatlarda ürünlerle karşılaşmak artık mümkün. En uygun olanı tercih edilmelidir.

Bir kg. Sebze yemeğine 2 yemek kaşığı sıvıyağ ilave edilmelidir. Daha az yağ kullanmaya ve daha az kalori almanıza sebep olur. Asla paketli gıdalar tüketilmemeli, abur cuburla öğüt atlamaktan kaçınılmalıdır. Öyle ki, şu ekonomik zorlu günlerde zorunlu olarak bu tarz ürünlere yönelim koşullandırması söz konusudur. Bu durumdan kaçınılmalıdır. Derin donduruculara atılan sebze, konserve, köyden gelen sebzeler ve tarhanalar çok daha sağlıklı ve bereketlidir.

Bireysel sorumluluğumuz olduğunu, bu sorumlulukların başında ise varlığımızı davam ettirmek ve sağlığımızı korumak olduğunu unutmamak, bu bilinçle yaşam ve yaşatma ilkesine uymak gerektiği bilinmelidir.

Cevizin Faydaları

Bilinen ve bilinmeyen faydalarıyla herkesi şaşırtan Ceviz, birçok hastalığa fayda sağlama devam ediyor. Birçokların severek tükettiği ceviz, evlerden asla eksik edilmemesi gerekenlerin başında geliyor. Cevizin faydaları kadar ceviz kabuğu suyunun faydaları da kendisi kadar şahane etkiler göstermekte.  Çocukların zihinsel gelişiminde büyük fayda sağlayan ceviz, vücut için de gerçek manada sağlık iksiri. Kalp hastalıklarını önleyen, erkeklerde oluşan prostat kanserini engelleyen Ceviz, Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda meydana gelen hiperaktif ve davranışsal bozukluklara karşı düzenleyici ve sakinleştirici etkiye sahiptir. Antioksidan özelliğiyle sinir sistemine zarar veren Alzheimer tarzı kuvvetli hafıza – zihin hastalıklarının ilerlemesini yavaşlatır.

Beyne Cevizin Faydaları

Kabuklu kuruyemişlerin içinde yağ asitleri açısından E vitamininden çok daha fazla üstün yapıya sahip olan ceviz, omega-3 bakımından da oldukça zengindir ve çocukların zekâ gelişimine fayda sağlar. Kalp ve tansiyon hastalıklarına karşı kan basıncını ayarlayıp, düzene sokar. Kanın pıhtılaşma durumunda ceviz yemek, kan pıhtılaşmalarını giderir, pıhtı oluşumunu engeller. Beyin ve beyin damarları için oldukça faydalı besinlerdendir.

Günlük Ne Kadar Ceviz Tüketilmelidir?

Ceviz günde en fazla 3 ya da 4 tane yenilmesi durumunda fayda sağlamaktadır. Aksi durumda, fazla tüketildiğinde ise ters tepki göstermektedir. Vücutta aşırı kilo alma gibi sorunlar baş gösterir.

Ceviz Kabuğunun Faydaları

Ceviz, sedef ve egzama gibi hastalıklar için faydalı ve yatıştırıcı etkiye sahipken, zekâ gelişiminde önemli faydalar sağlar. Ceviz de bulunan mineraller, aynı oran ve biçimde kabuğunda da bulunur. Kötü kolesterolü önler. Kalp sağlığı için de faydaları saymakla bitmeyen ceviz kabuğu, içerisinde Omega-3 yağ asiti, E vitamini barındırmaktadır ve vücudun gereksinim duyduğu enerjinin artmasını sağlamaktadır.

Ceviz kabuğu, kendi özünün aksine kilo vermeyi kolaylaştırır. cevizin faydaları kadar ceviz kabuğunun da faydası çoktur.

Zayıflamaya Yardımcı Ceviz Kabuğu Tarifi

Doğal yollarla zayıflamanın en etkili yollarından birisidir. Ceviz, ara öğünlerde bir veya 2 tane yenilip, kabuğu da tarife uygun hale getirilip, kullanılmalıdır.

6 adet ceviz yaprağının üzerine birkaç küçük delik açılır. Yeterli miktarda delik açıldıktan sonra 1 litre suya yatırılır. Su üzerine 1,5 çorba kaşığı sirke eklenir.

Bu halde 15 – 20 dakika kaynatılır ve soğumaya bırakılır.

Her sabah bir bardak bu sudan içilmelidir. Gece uyumadan evvel de içilip, öyle uyumak gerekir. Günde iki bardan ceviz suyu, metabolizmayı hızlandırır. Boşaltım sistemini düzenler ve kilo kaybına sebep olur.

Kalp sağlığı için ceviz yiyin!”

Beyin dostu ceviz, aynı zamanda kalp – damar hastalıkları ve uyku sorunlarına karşı da büyük fayda arz eder.

“Lift yapısıyla kabızlık sorununa karşı etkilidir.”

Fındık, badem ve fıstık ya da susam gibi kuruyemişlere nazaran çok daha etkili ve yararlı kuruyemişlerin başı cevizdir.

“Beyin ve sinir sistemi için birebirdir.”

Ceviz, başta beyin olmak üzere sinirler üzerinde de yatıştırıcı, rahatlatıcı etkiye sahiptir. Uyku sorununa ve benzer birçok soruna karşı şifa kaynağıdır. Günde 4 – 5 adet cevir tüketimi şifadır.

Not: Aşırı dozda ceviz tüketiminden kaçınılmalıdır.

Formu Koruma Önerileri

Formda kalmanın ve mevcut kiloyu korumanın bir takım yolları vardır. Birçok kişi, formu korumak ve ideal kiloda kalmak adına bir takım önerilere ihtiyaç duyar. Beslenme, diyet vb. birçok konuda püf nokta ile formda kalmak mümkündür.

Her bireyin belli bir zamanın akabinde formda kalmak ve kiloyu muhafaza edebilmek için düzenli beslenme dâhilinde diyet programı uygulaması gerekmektedir. Diyetisyen yardımıyla bu işi başarmak ise akıllıca olacaktır, zira kişi kendi başına yaptığı diyet programında dengeyi kaçırabilmekte ve düzenli beslenme ilkelerini ihmal edebilmektedir.  Bu da ciddi sağlık ve sosyal sorunlara davetiye çıkarmaktadır.

Meyvelerin Diyet Programındaki Önemi ve Yeri

Meyveler, kalori açısından az olduğu düşünülen bol beslenme listesinde bulundurulması gereken besinlerin başında gelir. Kalori bakımından zengin olduklarından günlük 2 öğün tüketilmelidir. Meyve suyu içmek yerine doğrudan meyvenin kendisini yemek gerekir. Özellikle hazır meyve sularından ve yoğunlaştırılmış içeceklerden uzak durulmalıdır. Bağırsakların sağlıklı ve sağlam çalışması için kurutulmuş meyvelerin tüketilmesi de önem teşkil ediyor.

Meyvelerin Kalori Değerleri

  • Ahududu: 52 Kaloridir. 1 adet (28 gram) 1 kcal.
  • Ananas: 50 kaloridir. 1 büyük boy 453 kcal.
  • Armut: 58 Kaloridir. 1 adet (140 gram) 81 kcal.
  • Böğürtlen: 43 Kaloridir. Bir kâse (145 gram) 63 kcal.
  • Çilek: 69 Kaloridir. Bir adet (6 gram) 4 kcal.
  • Elma: 52 Kaloridir. Bir adet elma (130 gram) 68 kcal.
  • Erik: 52 Kaloridir. Bir büyük erik (60 gram) 28 kcal.
  • Kayısı: 48 Kaloridir. Bir adet kayısı (34 gram) 16 kcal.
  • Limon: 27 Kaloridir. Bir adet limon (100 gram) 61 kcal.
  • Portakal: 47 Kaloridir. Bir adet (120 gram) 47 kcal.
  • Muz: 68 Kaloridir. Bir adet muz (120 gram) 108 kcal.
  • Şeftali: 39 Kaloridir. Bir adet şeftali (120 gram) 47 kcal.
  • Üzüm: 71 Kaloridir. 10 adet üzüm (50 gram) 38 kcal.
  • Mandalina: 53 Kaloridir. Bir adet (105 gram) 56 kcal.
  • Karpuz: 30 Kaloridir. Bir dilim (60 gram) 21 kcal.

Formu Koruyarak Kilo Verme

Sağlıklı kilo verebilmek için dengeli beslenmek, öğüt atlamamak gerekmektedir. Formda kalmak istiyorsanız bu hususlar önem arz ediyor.

Sabah Kahvaltısı: 08:00 ile 08:30 arası,

Öğlen: 13:00 ile 14:00 arası,

Akşam: 18:00 ile 19:00 arası,

Ara Öğün: İki yemek arasının tam ortasında olacak şekilde ayarlanmalıdır.

Formda kalmak için ayrıca bolca spor yapılmalı, günlük en az yarım saat yürüyüş yapılmalı ve egzersizlerle durum desteklenmelidir.

Önemli Nüanslar

  1. Metabolizmayı hareketlendirmek ve hareketli tutabilmek için az fakat sık oranda yemek yenilmelidir.
  2. Doğal vitamin depoları olan meyveleri diyette tüketmek gerekir ama çok fazla değil.
  3. Bolca su içilmeli, günde en az 2 litre, en fazla da 4 litre içilmelidir.
  4. Diyet listesi asla değişiklik yapılmamalı ve özenle uygulanmalıdır.
  5. Fırınlanmış veya haşlanmış sebzeler bolca tüketilmelidir. Patates kızartması değil, daha çok haşlama patates yenilmelidir.
  6. Dilediğiniz kadar yağsız ve tuzsuz salata tüketilmelidir. Yeşillikler mideye iyi gelecektir. Bol limon sıkılarak tüketilebilir.
  7. Kahvaltılarda süt ve süt ürünleri, yağsız bir biçimde yenilmelidir.
  8. Formu iyi korumak için öğünler beş eşit parçaya bölünmelidir.
  9. Asitli ve de şekerli içecekler asla tüketilmemelidir.
  10. Kiloyu korumak adına hazır gıdalardan da olabildiğine uzak durulmalıdır.
  11. Çok fazla uyku da zararlıdır. Yeterli oranda uyumak, en fazla 8 saat uyku çekmek kâfidir.

Fit kalmak için bu hususlar önemlidir. Her bireyin belli oranda kalori alması gerekmektedir. Sağlıklı kilo vermek için gün içerisinde alınan kalori miktarı 500 olmalıdır. Yüksek kalorilerden kaçınılmalıdır.

Not: Metabolizmanın hızlandırılması ve devamı için metabolizma hızı 1700 ise gün içinde 250 kalori yakılacak kadar spor ve egzersiz yapılmalıdır.

İştahı Kontrol Etme Yöntemi

Birçok kişinin aşırı kilo alma, kilo vermeme gibi temel sorunların altında aslında iştah kontrolsüzlüğü yatıyor. Birkaç basit yöntemle iştah sizi değil, siz iştahınızı yönetebilirsiniz.

Sağlıklı ve ideal kiloya ulaşmak için doğru besin tercihleri yapmak büyük önem teşkil eder ancak yeterli değildir. İştahın da yönetilebilmesi aynı zamanda gerekiyor.

Vücutta beliren açlık hissi, “Girelin” adlı bir hormondan kaynaklı belirmektedir. Mide boşaldığı veya boşalmaya başladığında otomatik girelin hormonu salgılanır ve de yemek yeme arzusu meydana çıkar. İştah kontrolü sağlamak için ise bilinmesi gereken bir takım önemli hususlar var. Girelin (Ghrelin) hormonu, yalnızca fiziki nedenlerden ötürü tetiklenmez, aynı şekilde psikolojik ve sosyal nedenlerden ötürü de salgılanmaktadır.

Araştırmaya Göre

İtalyan araştırmacılar 2012 yılında kilo sorunu olmayan sağlıklı yetişkinlerle iştah hususunda bir araştırma yaptı. Katılımcılara evvela standart kahvaltı verildi. Ardından açlık seviyelerini derecelendirmeleri istendi. Akabinde 1 saat sonra ise en sevdikleri yemek önlerine konuldu ve açlık seviyelerini yeniden derecelendirmeleri istendi. Katılımcılar yeni kahvaltı etmiş olmalarına karşın acıktıklarını hissetti ve bu yönde bilgi vererek derecelendirme yaptılar. Kanlarında bulunan girelin miktarı ise ölçümlendiğinde sevdikleri yemeği görünce hormonlarda ani zıplama tespit edildi. Farklı bir seferde kahvaltı sonrası sevmedikleri yiyecekler önlerine getirilip konuldu. Açlık hissi oluşmadığı ve kanda da girelik miktarı artmadığı gözlemlendi.

Uzmanlar açlık hissini fiziki ve hazsal açlık diye ikiye ayırıyor. Her ikisi de girelin hormonu salgılamasını sağlamaktadır. Dolayısıyla da iştah oranını güçlü biçimde etkiliyor.

İştah Kontrolü

İyi ama iştah kontrolü nasıl bireyin eline geçecek? Evvela sporcu beslenmesi hususunda birçok kitap kaleme almış olan Matt Fitzgerald, okuyucuların tümüne işe yarayabilecek 8 taktik önerisinde bulunuyor.

Açlık Hissinin Fiziksel mi Duygusal mı Farkına Varın.

İştahı kontrol edebilmek için evvela açlık hissinin fiziksel mi yoksa duygusal mı olduğunu ayırt etmeli, bunun farkına varılmalıdır. Bu, en önemli adımdır.

Fiziksel açlık, boşalmış midenin kazınması, guruldaması ve benzeri tarzda sinyaller verir. Bu durumda ise gerçek yeme gereksinimi söz konusudur. Duygusal ya da hazsal açlıkta ise yalnızca zevk alma ihtiyacı söz konusudur. Zevksel bir hazdan kaynaklı açlık hissi bulunur.

5 aylık bir araştırmada kilo sorunu yaşayan kişiler fiziksel ve hazsal açlığı ayırt etmeye yönelik eğitim aldı. Açlıklarının fiziksel olduğundan emin olarak tam kanaat getirdiklerinde mide boşluk hissi, kazınma ve guruldama gibi fiziksel ya da zihinsel gücün azalması tarzında sinyallere odaklanmaları katılımcılardan istendi.

Katılımcılara bu hissi fark ettikten 1 saat sonra yemek yemeleri ve sonraki öğüne kadar açlık hissi yeniden belirene kadar beklemeleri bildirildi. Katılımcılar acıktıklarında ne isterlerse diledikleri kadar yemekte özgür bırakıldı. Şayet bir sonraki öğünde bir türlü tekrar acıkmıyorlarsa fazla yediklerini anlıyorlardı. Miktarı makul bir saatte yeniden acıkacak biçimde ayarlamaya başlıyorlardı. Bu ufacık değişiklik katılımcıların 5 ay sonunda yaklaşık 7 kilo vermelerini sağladı.

İştahınızı ve kilonuzu kontrol edebilmek

İştahınızı ve kilonuzu kontrol edebilmek, zinde kalabilmek için yapılabilecek en etkili husus bu deneyi kendi yaşantınıza uyarlamaktır. Bir hafta sonunda normal yeme plan ve alışkanlığınızı bir kenara bırakın. Yalnızca acıktığınızda yemek yemeği deneyin ve buna sadık kalın. Mide kazınması, guruldaması, zihinsel ve fiziksel belirtiler meydana gelinceye kadar ASLA bir şey yemeyin ve atıştırmayın. Bu belirtiler ortaya çıktığında sonraki 1 saat içerisinde yemek yiyin. Akabinde ki öğün için yeniden acıkana değin bekleyin.

Bu süreçte canınız bir şeyler çekecektir. Bu halde bile kesinlikle bir şey yememelisiniz. Bu his, acıktığınızın değil, keyfiyetinizin belirtisidir. Bu düzeni 2 gün süresince devam ettirmeye özen gösterin. Pazartesi günü alışık olunan vakitte kahvaltı yapın. Öğlen için vakti değil, acıkma belirtilerini bekleyin. Öğlen vakti geldiğinde şayet belirtiler görülmüyorsa yemek yemeğin, öğünü biraz kaydırın. Yahut saat 4 gibi bir ara öğün alışkanlığı varsa bu saatte öğünü atlatın.

Birçoğumuz ciddi olarak aç olduğundan değil, duygusal neden ve gerekçelerden ötürü yemek yemekte, bir şeyler atıştırmaktayız. Hazsal yeme alışkanlığının bir kenara bırakılması, yalnızca fiziki açlık hissinde yemek yenilme düzeninin oturtulması gerekmektedir. Bu düzen 21 gün sonra yenilen gıda miktarında azalma, vücutta yersiz yağların yakılma, mide, kalp ve ciğer gibi rahatsızlıklarda düzelme, nefes alış-verişinde ferahlama, zihinsel bilinçlenme ve sağlıklı düşünme gibi birçok unsur beraberinde gelecek, sağlıklı ve kalıcı kilo verilecektir.

Tekrar Unsuru

Et-tekraru ahsen velev kane yüz seksen” tabirince tekrar iyidir, 180 kere dahi olsa. Sağlıklı yaşam, kaliteli yaşam ve sağlıklı kilo verme, ideal formu yakalama için dikkat edilecekler ve bilinmesi gerekenleri şöyle en kısa ve yalın haliyle yeniden dillendirelim.

  • İştah hissine neden olan Girelin (Ghrelin) hormonudur. Bu hormon fiziksel ve duygusal nedenlerden ötürü salgılanır.
  • Bu hormonun yalnızca fiziksel nedenlerle salgılanması durumunda iştahı dikkate almalı ve yemek yemelisiniz.
  • Fiziksel açlık hissine uyulup, yemek yenilmeli; duygusal açlık hissini dikkate almamalısınız.
  • Fiziksel açlık hissinin temel belirti ve bedensel sinyalleri şunlardır;
    • Mide guruldaması,
    • Mide kazınması,
    • Fiziksel halsizlik,
    • Zihinsel dalgınlık ve yorgunluk,
    • Aşırı uyku hali vb.
  • Yemek kokusu alındığında açlık hissi duygusaldır. Yemek yenilmemelidir.
  • Bir öğünden sonra vakti değil, midenin acıkması ve sinyalleri vermesi beklenmelidir. Fiziki belirtilere göre yemek yenilmelidir.
  • Fiziki açlık hissinde 1 saat içerisinde azami de olsa bir şeyler yenilmelidir.
  • 21 Gün boyunca bu hususlara dikkat edilerek yenilmelidir.
  • Yemek için ise istediğiniz yemek ve gıdalar tercih edilebilir. Özel bir diyete gerek yoktur.

Not: Bütün yemeklerden önce el yıkama, ağız çalkalama ve 1 bardak su içmeyi alışkanlık edinmelisiniz.

Dikkat: Fiziki açlık hissinde belirtiler görülmesi durumunda 1 saat içerisinde yemek yenilmelidir. Asla aç kalınmamalı, süreç 2 saatin üzerinde aşılmamalıdır.

Mutfağı Temizleyin.

Sağlıksız abur cubur yeme konusunda bir tek basit kural vardır; “Bulamazsanız yemeyeceksiniz”. Üşenme hissi birçok kişi için yeme hissinden güçlüdür.

Yapılmış bir araştırma, ofis çalışanlarının masalarına bir kutu çikolata her sabah bırakılmaktadır. İlk hafta çikolata masaların köşelerine yerleştirilirken, ikince hafta çekmecelerden birisine bırakılıyor. Üçüncü hafta çalışma masalarından 2 metre daha uzak köşelere bırakılıyor. Araştırma sonucunda, katılımcıların büyük çoğunluğu uzanıp, alabilecekleri mesafedeyken yaklaşık 9 adet, çekmeceyi açıp almaları durumunda 6 adet, kalkıp köşeden almaları gerektiği durumlarda da 4 adet çikolata yedikleri gözlemlenmiştir.

Şayet sağlıksız yeme alışkanlığından kurtulamıyorsanız, öncelikli iş mutfağın bütün sağlıksız gıda ve yiyeceklerden arındırılıp, temizlenmesidir. Abur cuburlardan arının ve temiz tutma iradenizle mücadelede kararlı olun ki, kurtulduğunuzda bu işin kendiliğinden kolayca oluşacağını göreceksiniz.

Tabakları Küçültün.

Tabakların boyutu ve ebatları küçültülürse doğal olarak yenilen yemek miktarları da küçülmektedir. Antika dükkânlarını bir gün ziyaret edin. Küçücük doğal yapım tabaklar görürsünüz. Olasılıkla da tatlı tabağı olduğunu düşüneceksiniz. Yıllar içerisinde porsiyonlar ve tabaklar olabildiğine büyüdü. Evlerdeki tabaklar da büyüme gösterdi. Bu büyüme hastalığına karşı tabaklarınızı küçültmelisiniz. Eski çağlarda tabaklar küçük ve bireye yeterli miktarlardaydı.

Yeme Öncesi Su ve Salataya Öncelik Verin.

İştahın kesilmesi ve duygusal açlığın yok edilmesi için yemekten yarım saat önce bir büyük bardak su içmelisiniz. Virginia Tech Üniversitince yapılmış bir araştırma, yemek öncesinde yarım litre su içen katılımcılar, içmeyenlere göre %75 daha az kalori tüketmiştir. Et suyu içeren çorbalarda da aynı durum söz konusudur.

Daha az, dahası yeteri miktarda yemek yemenin önemli hususu yemek öncesi su içmek ve ana yemeğe geçmeden evvel bir küçük tas çorba içmektir. Salata da yemeğe özen göstermelisiniz. Salata düşük kalorili seçenekler arasındadır ve yemek esnasında değil, ana yemekten önce yenilmelidir. Akabinde bir nefes aralıkla ana yemeğe başlamalısınız.

Yanınızda Sağlıklı Atıştırmalıklara Yer Açın.

Yanınızda sağlıklı badem, ceviz, elma gibi yiyecek seçenekleri bulundurun. Dışarıda acıktığınız an cips, çikolata,  tost, döner gibi fast food gıdalara yönelmenizi bunlar engelleyecektir. Çoğumuz kolay seçenekleri tercih ederiz. Ama cebinizde, arabanızda, çantanızda, ofis çekmecesinde sağlıklı atıştırmalara yer açın.  Açlık hissinde bir veya iki adet badem/ceviz ağzınıza atın. Bunlar sağlıksız beslenmeyi ve yersiz açlık hissinizi bastıracaktır.

Çeşitlere Limit Koyun.

Açık büfe yemeğe gidenler normalden çok daha fazla yemek yerler. Lezzet, renk, kıvam arttıkça doğal olarak fazla yeme arzusu baskın çıkar.

Örnek vermek gerekirse, öğlen menüsünde çorba, salata ve sandviç olursa, çorba ve salata ile doysanız dahi mutlaka sandviç de yersiniz. Paleo ya da glütensiz beslenme gibi diyetlerin başarılı olma sebebi sağlıksız gıdaları hayattan çıkarmaktır. İyi sonuçlara vesile olmalarının altında yatan temel unsurlardan biri bu tür gıdaları yeme kültürünüz ve menünüzden çıkarmaktır.

Glütensiz diyet uygularsanız, kek, börek, poğaça, kurabiye, ekmek gibi daha birçok sağlıksız yeme seçeneğini hayatınızdan çıkarmış olursunuz.

Şayet Gıda İntoleransı, Alerjik tepkime gibi sağlık sorunu olmadığı sürece uçlarda bir beslenmeye ve diyet uygulamalarına gerek yoktur. Ancak 8 çeşit meze, 2 çeşit ana yemek, 3 farklı tatlı, üzerine meyveler ve masayı donatarak yeme keyfi ile ne yazık ki doyum olanaksızdır. Mezeleri, yemek ve sofrayı olabildiğine sadeleştirmelisiniz.

Not: Ana yemek içerisindeki malzemelerin sadeliği, sindirimi kolaylaştırmaktadır.

Şartlı Refleks Geliştirin.

Ne kadar dikkatli olunursa olunsun sağdan, soldan birçok alanda cezp edici seçenekler belirebilir, teklifler gelebilir. Ofiste doğum günü kutlamasında pasta, toplantıda kurabiyeler, markette deneme ikramları ve daha farklı seçenekler kişiyi yemeye tetikler. Psikologlar, bu tarz durumlarda evvelden uygulama planı oluşturulmasını tavsiye ediyor. Misalen şayet teyzenizi ziyaret ettiğinizde size zorla tabak dolusu börek, çörek ikram ediyorsa ve bunu tahmin edebiliyorsanız önceden ne diyeceğinizi iyi planlayın. Teşekkür ederek tok olduğunuzu, ikramları yanınıza alıp, acıktığınızda yiyeceğinizi belirtebilirsiniz.

Bu tarz durumlara şartlı refleks geliştirmelisiniz. Bir tabak veya bardak daha fazla teklifi geldiğinde veya gelebileceği anlarda kalkıp dişlerinizi fırçalayın ya da ağzınıza bir nane şekeri atın.

Yemeğe Odaklı Yiyin.

Günümüzde ne yazık ki, büyük çoğunluk televizyon veya bilgisayar karşısında, telefonla uğraşırken, sosyal medyada keyif çatarken, hatta daha da ilerisi araç kullanırken yemek yemektedir ve yeme isteğini bastıramamaktadır. Bu ise ne kadar yemek yenildiğini, doyuma ulaşılıp ulaşılmadığını fark ettirmez ve bilinçsiz tüketim, yeme olanağı ortaya çıkar. Dikkat dağınık olduğunda kişi çok daha fazla yer. Sosyal ortamlar, yeme-içme miktarını artırır. Elbette ki bu tarz durumlar için çözüm tektir. Dikkatinizi olabildiğince korumanız gerekli. Bunun içinde kendinizi bir odaya hapsetmemelisin tabi ki. Sadece yemek esnasında bedeninizden gelen sinyalleri dikkate alın. Midenizi, yediğiniz lokma sayısını, nefes alma ihtiyacınızı bilin. Zihni mideye ve yemeklere odaklayın ki, beyin doyduğunda ve mide dolduğunda sinirleri uyarıp, sinyal verebilsin.