Cevizin Faydaları

Bilinen ve bilinmeyen faydalarıyla herkesi şaşırtan Ceviz, birçok hastalığa fayda sağlama devam ediyor. Birçokların severek tükettiği ceviz, evlerden asla eksik edilmemesi gerekenlerin başında geliyor. Cevizin faydaları kadar ceviz kabuğu suyunun faydaları da kendisi kadar şahane etkiler göstermekte.  Çocukların zihinsel gelişiminde büyük fayda sağlayan ceviz, vücut için de gerçek manada sağlık iksiri. Kalp hastalıklarını önleyen, erkeklerde oluşan prostat kanserini engelleyen Ceviz, Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda meydana gelen hiperaktif ve davranışsal bozukluklara karşı düzenleyici ve sakinleştirici etkiye sahiptir. Antioksidan özelliğiyle sinir sistemine zarar veren Alzheimer tarzı kuvvetli hafıza – zihin hastalıklarının ilerlemesini yavaşlatır.

Beyne Cevizin Faydaları

Kabuklu kuruyemişlerin içinde yağ asitleri açısından E vitamininden çok daha fazla üstün yapıya sahip olan ceviz, omega-3 bakımından da oldukça zengindir ve çocukların zekâ gelişimine fayda sağlar. Kalp ve tansiyon hastalıklarına karşı kan basıncını ayarlayıp, düzene sokar. Kanın pıhtılaşma durumunda ceviz yemek, kan pıhtılaşmalarını giderir, pıhtı oluşumunu engeller. Beyin ve beyin damarları için oldukça faydalı besinlerdendir.

Günlük Ne Kadar Ceviz Tüketilmelidir?

Ceviz günde en fazla 3 ya da 4 tane yenilmesi durumunda fayda sağlamaktadır. Aksi durumda, fazla tüketildiğinde ise ters tepki göstermektedir. Vücutta aşırı kilo alma gibi sorunlar baş gösterir.

Ceviz Kabuğunun Faydaları

Ceviz, sedef ve egzama gibi hastalıklar için faydalı ve yatıştırıcı etkiye sahipken, zekâ gelişiminde önemli faydalar sağlar. Ceviz de bulunan mineraller, aynı oran ve biçimde kabuğunda da bulunur. Kötü kolesterolü önler. Kalp sağlığı için de faydaları saymakla bitmeyen ceviz kabuğu, içerisinde Omega-3 yağ asiti, E vitamini barındırmaktadır ve vücudun gereksinim duyduğu enerjinin artmasını sağlamaktadır.

Ceviz kabuğu, kendi özünün aksine kilo vermeyi kolaylaştırır. cevizin faydaları kadar ceviz kabuğunun da faydası çoktur.

Zayıflamaya Yardımcı Ceviz Kabuğu Tarifi

Doğal yollarla zayıflamanın en etkili yollarından birisidir. Ceviz, ara öğünlerde bir veya 2 tane yenilip, kabuğu da tarife uygun hale getirilip, kullanılmalıdır.

6 adet ceviz yaprağının üzerine birkaç küçük delik açılır. Yeterli miktarda delik açıldıktan sonra 1 litre suya yatırılır. Su üzerine 1,5 çorba kaşığı sirke eklenir.

Bu halde 15 – 20 dakika kaynatılır ve soğumaya bırakılır.

Her sabah bir bardak bu sudan içilmelidir. Gece uyumadan evvel de içilip, öyle uyumak gerekir. Günde iki bardan ceviz suyu, metabolizmayı hızlandırır. Boşaltım sistemini düzenler ve kilo kaybına sebep olur.

Kalp sağlığı için ceviz yiyin!”

Beyin dostu ceviz, aynı zamanda kalp – damar hastalıkları ve uyku sorunlarına karşı da büyük fayda arz eder.

“Lift yapısıyla kabızlık sorununa karşı etkilidir.”

Fındık, badem ve fıstık ya da susam gibi kuruyemişlere nazaran çok daha etkili ve yararlı kuruyemişlerin başı cevizdir.

“Beyin ve sinir sistemi için birebirdir.”

Ceviz, başta beyin olmak üzere sinirler üzerinde de yatıştırıcı, rahatlatıcı etkiye sahiptir. Uyku sorununa ve benzer birçok soruna karşı şifa kaynağıdır. Günde 4 – 5 adet cevir tüketimi şifadır.

Not: Aşırı dozda ceviz tüketiminden kaçınılmalıdır.

Formu Koruma Önerileri

Formda kalmanın ve mevcut kiloyu korumanın bir takım yolları vardır. Birçok kişi, formu korumak ve ideal kiloda kalmak adına bir takım önerilere ihtiyaç duyar. Beslenme, diyet vb. birçok konuda püf nokta ile formda kalmak mümkündür.

Her bireyin belli bir zamanın akabinde formda kalmak ve kiloyu muhafaza edebilmek için düzenli beslenme dâhilinde diyet programı uygulaması gerekmektedir. Diyetisyen yardımıyla bu işi başarmak ise akıllıca olacaktır, zira kişi kendi başına yaptığı diyet programında dengeyi kaçırabilmekte ve düzenli beslenme ilkelerini ihmal edebilmektedir.  Bu da ciddi sağlık ve sosyal sorunlara davetiye çıkarmaktadır.

Meyvelerin Diyet Programındaki Önemi ve Yeri

Meyveler, kalori açısından az olduğu düşünülen bol beslenme listesinde bulundurulması gereken besinlerin başında gelir. Kalori bakımından zengin olduklarından günlük 2 öğün tüketilmelidir. Meyve suyu içmek yerine doğrudan meyvenin kendisini yemek gerekir. Özellikle hazır meyve sularından ve yoğunlaştırılmış içeceklerden uzak durulmalıdır. Bağırsakların sağlıklı ve sağlam çalışması için kurutulmuş meyvelerin tüketilmesi de önem teşkil ediyor.

Meyvelerin Kalori Değerleri

  • Ahududu: 52 Kaloridir. 1 adet (28 gram) 1 kcal.
  • Ananas: 50 kaloridir. 1 büyük boy 453 kcal.
  • Armut: 58 Kaloridir. 1 adet (140 gram) 81 kcal.
  • Böğürtlen: 43 Kaloridir. Bir kâse (145 gram) 63 kcal.
  • Çilek: 69 Kaloridir. Bir adet (6 gram) 4 kcal.
  • Elma: 52 Kaloridir. Bir adet elma (130 gram) 68 kcal.
  • Erik: 52 Kaloridir. Bir büyük erik (60 gram) 28 kcal.
  • Kayısı: 48 Kaloridir. Bir adet kayısı (34 gram) 16 kcal.
  • Limon: 27 Kaloridir. Bir adet limon (100 gram) 61 kcal.
  • Portakal: 47 Kaloridir. Bir adet (120 gram) 47 kcal.
  • Muz: 68 Kaloridir. Bir adet muz (120 gram) 108 kcal.
  • Şeftali: 39 Kaloridir. Bir adet şeftali (120 gram) 47 kcal.
  • Üzüm: 71 Kaloridir. 10 adet üzüm (50 gram) 38 kcal.
  • Mandalina: 53 Kaloridir. Bir adet (105 gram) 56 kcal.
  • Karpuz: 30 Kaloridir. Bir dilim (60 gram) 21 kcal.

Formu Koruyarak Kilo Verme

Sağlıklı kilo verebilmek için dengeli beslenmek, öğüt atlamamak gerekmektedir. Formda kalmak istiyorsanız bu hususlar önem arz ediyor.

Sabah Kahvaltısı: 08:00 ile 08:30 arası,

Öğlen: 13:00 ile 14:00 arası,

Akşam: 18:00 ile 19:00 arası,

Ara Öğün: İki yemek arasının tam ortasında olacak şekilde ayarlanmalıdır.

Formda kalmak için ayrıca bolca spor yapılmalı, günlük en az yarım saat yürüyüş yapılmalı ve egzersizlerle durum desteklenmelidir.

Önemli Nüanslar

  1. Metabolizmayı hareketlendirmek ve hareketli tutabilmek için az fakat sık oranda yemek yenilmelidir.
  2. Doğal vitamin depoları olan meyveleri diyette tüketmek gerekir ama çok fazla değil.
  3. Bolca su içilmeli, günde en az 2 litre, en fazla da 4 litre içilmelidir.
  4. Diyet listesi asla değişiklik yapılmamalı ve özenle uygulanmalıdır.
  5. Fırınlanmış veya haşlanmış sebzeler bolca tüketilmelidir. Patates kızartması değil, daha çok haşlama patates yenilmelidir.
  6. Dilediğiniz kadar yağsız ve tuzsuz salata tüketilmelidir. Yeşillikler mideye iyi gelecektir. Bol limon sıkılarak tüketilebilir.
  7. Kahvaltılarda süt ve süt ürünleri, yağsız bir biçimde yenilmelidir.
  8. Formu iyi korumak için öğünler beş eşit parçaya bölünmelidir.
  9. Asitli ve de şekerli içecekler asla tüketilmemelidir.
  10. Kiloyu korumak adına hazır gıdalardan da olabildiğine uzak durulmalıdır.
  11. Çok fazla uyku da zararlıdır. Yeterli oranda uyumak, en fazla 8 saat uyku çekmek kâfidir.

Fit kalmak için bu hususlar önemlidir. Her bireyin belli oranda kalori alması gerekmektedir. Sağlıklı kilo vermek için gün içerisinde alınan kalori miktarı 500 olmalıdır. Yüksek kalorilerden kaçınılmalıdır.

Not: Metabolizmanın hızlandırılması ve devamı için metabolizma hızı 1700 ise gün içinde 250 kalori yakılacak kadar spor ve egzersiz yapılmalıdır.

40 Yaş Sonrası 10 Maddede Kilo Verme

40 yaşından sonra kilo vermek oldukça güçtür. Ev hanımı, çalışan, erkek veya kadın fark etmeksizin herkes için belli bir yaştan sonra kilo vermek zor bir hale dönüşür. Ancak uzmanlar günlük yaşantıda yapılacak bir takım değişikliklerle bu sorunun giderilebileceğini ispatladı. Kilo verme sürecini hızlandıran ve olumlu etki eden 10 önemli ipucunu uzmanlar listeledi. Bu değişiklikler menopozun neden olduğu sıcaklık basmalarını, yaşlanmaya bağlı oluşan kırışıklıkları gidermeye yardımcı olmaktadır.

Ağırlık Çalışmak

Çok aşırıya kaçmadan DÜZENLİ olarak ağırlık çalışmak, kişinin bedensel sorunlarını ortadan kaldırmakta ve kilo vermeyi kolaylaştırmaktadır.

Günlük Tutmak

Kaiser Permanente Sağlık Araştırmaları Merkezinde yapılmış araştırma ve çalışmaya göre yeme alışkanlıklarını kayda alan ve takip eden kişiler, etmeyen kişilere göre yüzde 50 oranında daha fazla kilo vermektedir. Ne yiyip – yiyeceğinizi ve içtiğinizi kayıt altına alın.

Düzenli Günlük Yürüyüş Yapmak

Günlük düzenli olarak yürüyüş yapmalısınız. Muhabbet ve müzik dinleme işlemlerinizi, e-kitap okuma alışkanlıklarınızı yürüyüşlerle geliştirin. En az 30 – 45 dakika günlük düzenli yürüyüş yapmalısınız.

Omega-3 Yemeğe Özen Göstermek

Birçok araştırma göstermiştir ki, Omega-3 ilaveli gıdalar tokluk hissini daha uzun süre korumaktadır. Bu da sıkça yemek yeme arzunuzu ortadan kaldıracaktır. Somon, yumurta vb. gıdalar tüketin.

Bolca Lifli Besinler Yemek

Lifli gıdalar sağlık açısından oldukça faydalıdır. Öyle ki, Annals of Internal Medicine’de yayınlanmış bir çalışmaya göre artan lif alımı, katılımcıların 8 haftalık bir döngüde 4,6 kg vermiştir. Bir yıl boyunca kilo vermeye devam ettirdiği uzman çalışmalarıyla kanıtlanmıştır. Doğru miktarda lif alımı, menopoz gibi hormonsal değişikliklere eşlik eden sindirim sorunlarına karşı da önleyici ve faydalı yapıya sahiptir.

Tatlandırıcı Kullanmamak

Yapay tatlandırıcılar Obezite ve aşırı karın yağının artmasına neden olur. Bu, birçok Üniversite araştırmacısı tarafından belirtilmiştir.

Bacakları Güçlendirmek

Bacak kaslarının güçlü olması, düşme ve kırılmaları, bu tarz riskleri ortadan kaldırır. Refleks gücünü artırır. Sıkılaşma ve cilt sağlığı için önemlidir.

Yüzmek ve Kilo Verme

Spor mu yapmak istiyorsunuz? Aslında yapmanız adeta farz olmuştur. Ama doğru ve etkili spor için yüzme idealdir. Özellikle 40 yaş üstü kadınlar yüzme gibi düşük etkili egzersizlerle eklemlerde yıpranma, aşınma vb. sorunu ortadan kaldırabilir.

Düzenli – Dengeli Beslenme

40 yaşından sonra kadın-erkek düzenli ve programlı bir yeme alışkanlığı edinmelidir. Menopozda çok daha kötüleşen yüksek yağlı ya da şekerli gıdalar yeme alışkanlığını düzenler. Düzenli ve dengeli beslenmeye özen göstermelisiniz.

Yeşil Çay İçmek

Yeşil Çay, antioksidan ve kafein birleşimidir. Orta yaşlarda sıkça eşlik eden enerji dalgalarını dindirir ve gereksinimleri karşılar. Bolca tüketmeye özen gösterin.

Bunlar haricinde 3 önemli hususa da dikkat etmekte fayda vardır;

  • Gece asla yemek yemeyin.
  • Bol miktarda su için, en az günlük 2,5 litre su içmelisiniz.
  • Zararlı yeme-içme alışkanlıklarını terk etmelisiniz. Misal; Alkol, uyuşturucu, sigara, aşırı kahve tüketimi, tatlı krizine girme, abur cubur yeme…

Kemiklere Faydalı Besin ve Vitaminler

Özellikle ilerleyen yaşlarda kemiklerde zayıflama ve güçsüzleşme görülmekte, kemiklerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Kemiklerin güçlendirilmesinde en önemli madde ise “Kalsiyum” olarak bilinmektedir. Kalsiyum ve Omega-3 bakımından zengin gıdaların tüketilmesi ise kemik sağlığı için büyük önem teşkil eder. Bol miktarda faydalı besin tüketmek gerekir.

Önemli besinlerin tüketilmesiyle beraber sağlıklı beslenme de kemik gelişiminde büyük öneme sahiptir. Kemiklerin güçlenmesi için düzenli olarak Kalsiyum, Omega-3, D Vitamini, Potasyum ve Magnezyum bakımında zengin gıdalar tüketilmelidir.

Yoğurt ve Peynir

Süte nazaran yoğurtta kalsiyum oranı daha fazladır. Ortalama sütün 3 katı kadar kalsiyum içermektedir. Kemiklerin gelişiminde büyük öneme sahiptir.

Sardalye Balığı

Birçok vitamini bir arada barındıran ve yüksek oranda kalsiyum içerek gıdalardandır. 3 adet sardalye balığının kuyruğu, bir bardak sütteki kalsiyum ve etkiye eş değerdir.

Soya Ürünleri

Soya ürünlerinin her çeşidi kalsiyum açısından oldukça zengin gıdalardandır. 10 gr. Soya içermekte olan bir gıda dahi gündelik kalsiyum gereksinimini karşılamaya kâfidir.

En Faydalı Besin Süt

Kemiklerin gelişiminde en önemli role sahip gıdaların başında süt gelir. 50 yaş ve üzeri bireylerin mutlaka alması gereken günlük gıdalardandır. 1000 miligram alınması önerilir. Gündelik beslenmeye katkı olarak kalsiyum ihtiyacını süt ile karşılamak mümkündür ve büyük önem teşkil eder.

Somon Balığı

Bol miktarda Omega-3 barındıran balıkların başında Somon balığı geliyor. Kemiklerin gelişiminde ve sağlamlaştırılmasında da büyük öneme sahiptir. Sağlıklı kemikler için haftada 2 defa somon tüketilmelidir.

Fasulye

Fasulye, kalsiyum olarak oldukça zengindir. İçeriğindeki Omega-3, kemik sağlığı ve gelişimi açısında oldukça faydalıdır. Kemiklerin korunmasında ve güçlendirilmesinde etkilidir.

Anne Sütü

Kemikler, diğer dokular gibi canlı yapıdadır. Bu yapı, kollajen diye nitelendirilen ve esnekliği sağlayan proteinle bu yapının sağlamlaştırılmasını sağlayan kalsiyum ve fosfattan oluşmaktadır. Bu durum anne karnında başlamaktadır. Bu yüzden annenin beslenmesi ve beslenme alışkanlıkları çocuğu etkiler. Kemik gelişimi için bebeklikte yeteri miktarda anne sütü alınmalıdır. En faydalı besin grubunda anne sütü yer alır.

Kalsiyum ve Fosfor

Kemikler için kalsiyum ve fosfor önemli olduğundan yeteri miktarda ve sıklıkta kalsiyum ve fosfor içeren gıdalar tüketilmelidir. Kalsiyum açısında zengin olan bazı gıdalar; cevir, fasulye, fıstık, badem, brokoli, süt ve süt ürünleri, sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, lahana ve baklagillerdir.

A Vitamini

A Vitamini de kemiklerin gelişim ve büyümesinde önemli role sahiptir. A vitamini açısından turuncu renkli besinlerle birlikte süt, yumurta, kivi, erik, incir, balık, karaciğer ve brokoli zengindir.

Magnezyum

Kemik gelişiminde bir diğer önemli role sahip olan magnezyumun da düzenli alınması gerekir. Bu hususta magnezyum açısından zengin olan tahıl taneleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeleri tüketebilirsiniz.

Çinko

Sağlıklı ve güçlü kemikler için çinko da önemlidir. Çinko ihtiyacını deniz ürünlerinden, et, mantar, ceviz, badem, fındık, fasulye, taze bezelye ve bulgur gibi gıdalardan karşılayabilirsiniz.

Potasyum

Kemikler için gerekli maddeler arasında potasyum da bulunur. Günlük 3,5 gram tüketilmesi gerekmektedir. Potasyum bakımından zengin koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru kayısı, sakız ve somon balığı gibi gıdaları tüketebilirsiniz.

D Vitamini

D vitamini, A vitamini ve kalsiyumla birlikte kemik sağlığı için etkili ve faydalı vitaminler arasındadır. D vitamini bakımından zengin somon, ton balığı, uskumru, sardalye gibi deniz ürünlerinin yanı sıra tereyağı, süt ve süt ürünleri, balık yağı, yulaf ezmesi vb. besinler yiyebilirsiniz.

K Vitamini

K vitamini, kemik dostu bir vitamindir. D vitamini içeren besinlerde bol miktarda K vitamini de bulunabilmektedir. Ayrıca ıspanak, maydanoz, şalgam, pancar yaprağı, marul, brokoli, bamya, peynir ve yumurta gibi gıdaların yanında soya fasulyesi, yeşil çay, kivi, havuç, kuru kivi ve yaban mersini de K vitamini açısından zengindir.

Soğuk Algınlığına Karşı Tedbirler

Kış aylarının gelmesiyle birlikte artık soğuk algınlığı ile başa çıkma yollarının arayışı da başladı. Sonbahar ve Kış mevsiminde havaların değişimi, kişiyi ve sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Tekrar gün yüzüne çıkan soğuk algınlığı, her yaştan insanın adeta kâbusudur. Hızla ateş ve titreme, öksürük, kas ağrıları, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntı, halsizlik, yorgunluk gibi birçok belirtileri ve farklı semptomları mevcuttur. Günlük yaşam kalitesini etkilememesi adına soğuk algınlığına karşı neler yapılmalı, ne tür tedbirler alınmalıdır?

C Vitamini Takviyesi ve Önemi

Soğuk algınlığı denilince akla ilk gelen C Vitamini ve C Vitamini içeren besinlerin tüketimidir. C Vitamini, en etkili vitaminlerdendir. Turunçgiller haricinde biber, brokoli, domates ve taze fasulye de C Vitamini bulunmaktadır. Grip belirtileri gözlemlendiğinde C Vitamini içeren gıdalar bol miktarda tüketilmelidir.

Zencefil Çayı

Vücut direncini hızlı bir şekilde toparlayan ve eski gücüne kavuşturan Zencefil çayı, balla karıştırılıp içilmelidir.

Özellikle kapalı alanlarda kalmak veya çalışmak zorunda olan kişilerin acil durum iksiri zencefil çayı olmalıdır.

Soğuk Algınlığına Sarımsak Mucizesi

Sarımsak, anti bakteriyel (bakteri karşıtı) özelliğe sahiptir. Birçok hastalığa karşı da koruyucudur. Soğuk algınlığına karşı oldukça faydalı gıdalardandır. Adeta ilaç mahiyetindedir. İyice sarımsak ezilip, içerisine iki çay kaşığı limon suyu ekledikten sonra bir tatlı kaşığı bal ve yarım çay kaşığı da kırmızıbiber ilave edin. Sonra bir afiyet için.

Soğuk Algınlığına Tavuk Suyu Çorbası

Mikrop karşıtı olan doğal antibiyotik görevi sunan besinlerin başında Tavuk suyu çorbası geliyor. Tavuk suyu çorbası, salgı üretimini artırmakta, hapşırmayı ve vücudun mikroplardan arındırılmasını kolaylaştırmaktadır.

Bolca Sıvı Tüketimi

Üşütme, grip rahatsızlığının geçmesinde bol sıvı tüketiminin önemi büyüktür. Virüslere karşı vücudun direncini sıvı, özellikle su artırır. Bol miktarda, günlük en az 1,5 Litre su tüketin ve birkaç fincan farklı aralıklarda olacak şekilde bitki çayı tüketin.

Bunlar haricinde hemen her soğuk algınlığı belirtisinde ilaç, hap, iğne gibi tedavilere başvurmayın. İlerleyen ve uzayan rahatsızlıklarda bu yöntemleri tercih edin. Önceliğiniz her zaman doğal ve organik tedavi yöntemleri olmalıdır.

Yüzdeki Lekeler Nasıl Geçer

Her yaşta her kişide özellikle de yaz aylarında sıkça görülen lekelerin bir aman sonra kişiyi rahatsız ettiği bilinen bir gerçektir. İlk akla gelen güneş lekeleri olsa da cilt sorunlu Lekeler, çiller, sivilce ve akne lekeleri, yaşlılık belirtisi olan köyü lekeler, hamilelik dönemine ait kahverengi lekeler ve doğuştan gelen lekeler sıralandığında uzayıp giden bir listeye dönüşür.

Lekeleri engellemek için öncelikle neden olan etkenlerin bertaraf edilmesi gerekir.

Cilt Lekelerinin Oluşum Nedenleri

Ciltte lekeler renk farklılaşması olarak belirir. Bu durumun temel nedeni ise melalin pigmentinin ciltte birikmesidir. Bu duruma ise neden olan durumlar şöyle sıralanabilir;

  • Uzun sure güneş altında kalınması,
  • Kalıtsal etkenler,
  • Kullanılan bazı kozmetik ve kimyasallar yahut ilaçlar,
  • Solaryum gibi organik olmayan bronzlaşma işlemleri…

Sadece yüz değil aynı zamanda göğüs, boyun, kol ve neredeyse tüm vücutta görülebilir.

Cilt Lekelerinin Giderilmesi

Cilt lekelerinin giderilmesinde medikal uygulamalar

  • Asit bazlı kimyasalların kullanılması: özellikle güneş lekelerine etkilidir. Dikkate alınması gereken durum; asitli maddelerin kansere neden olan özellik taşıyor olabilmesidir. Sadece güneş lekeleri değil, sivilce lekeleri için de etkilidir.
  • Kimyasal pigmentler: Derinin üst kısmını soyma işleviyle leke giderir. Ancak hassas deriler için kabuklanma ve yanma gibi sorunlar söz konusu olabilmektedir. Sadece sorunlu kısımlara uygulanmalıdır.
  • Lazer uygulamaları: Tıpkı kimyasal peeling mantığı gibidir. Ciltte soyulmalar olur. Lekelerden oldukça kolay kurtulmak mümkündür. Ancak yan etkileri de dikkate alınmalıdır. Genellikle bilinen yan etkileri; kaşıntı, ağrı yanma, kabuklanma ve morarmadır.
  • Mezoterapi yöntemi
  • Leke giderici krem: Eczanelerden alınabilmektedir. Kozmetik yönlü kremler, ilaç bazlı kremler kullanılabilir.
  • Cilt lekeleri için Maske: Lekelerin giderilmesi için evde kolayca yapılabilecek uygulamalardan biridir.  Doğal medikal yöntemlerle maskeler yapılabilmektedir.

Cilt Lekelerine Özel Maskeler

Limon Maskesi

Malzemeler:

  • Maydanoz
  • Taze Limon Suyu

Hazırlama: Maydanozlar doğranıp kaynar suya atılır. 15 dakika kaynatılıp soğumaya bırakılır. 5 yemek kaşığı taze limon suyu ilave edilir. Karışım yüzdeki lekelere günlük pamuk yardımıyla uygulanır. Limon ciltteki lekeler için yok edici etkiye sahiptir.

Limon Maskesi 2

Malzemeler:

1 yemek kaşığı kâfur yağı,

2 yemek kaşığı rendelenmiş maydanoz,

2 yemek kaşığı rendelenmiş salatalık,

1 çorba kaşığı rendelenmiş soğan,

1 çorba kaşığı kil

Hazırlama: Bütün malzemeler iyice karıştırılıp ardından yüzün geneline veya yalnızca lekeli kısımlarına sürülür. 20 dakika kadar ciltte bekletilip ılık suyla yüz yıkanır. Bu maskenin ortalama 2 hafta düzenli olarak yapılması olumlu netice için önemlidir.

Tüm bilinen yöntemlere ilaveten A, E ve C vitaminlerinin de güneş lekelerini açmaya yardımcı olduğu unutulmamalıdır. Bu vitaminlerin ise ilaç veya yemek yoluyla alınabilir.

Güzel bir cilt için lekesiz ve pürüzsiz bir görünüm şarttır. Yaşam kalitesini etkileyen önemli unsurlardandır.

İyi Hissetme Teknikleri

İyi Hissetme Teknikleri

Yaşamın tadı, başarının ve verimliliğin yegâne unsuru kuşkusuz kişinin kendini iyi hissetmesinden geçiyor. Bireysel iyi hissetme hayatın her anında büyük önem teşkil ediyor. Dünyada var olan ve önem arz eden tüm olgular insanlar için var ve tüm bu olgularla birlikte eylemler kişinin bireysel yapım ve eylemlerine bağlı. Kendini iyi hisseden kişi, verimli, mutlu ve başarılı olabilmektedir. Aksi durumda kişinin iç ve dış dünyası, çevresi ve doğal olarak toplum düzeni olumsuz etkilenmektedir.

Güçlü Yanları Bulma

Kendinizi iyi hissetmek için öncelikle kendinizi en iyi hissettiğiniz anı düşünün ve  o evrede yaşadıklarınızı anısal olarak bir kağıda dökün. Bu anısal öykünüzü bir hafta boyunca her gün iyice okuyun ve kendinize şunu sorun;

  • Ben, bu dönemde neyi iyi yaptım?
  • Bana ne iyi geldi?
  • Ortaya koyduğum en güçlü özellik ve yanlarım nelerdi?
  • Yardımseverlik mi yoksa yaratıcılık mı, dürüstlük mü, iletişim kurma mı?
  • Sevdiğim bir şeye kendimi tamamen adayarak çalışmak mı?

Güçlü yanlarınızı belirledikten sonra hayatınızı bunları kullanarak yeniden organize etmelisiniz.

Her Gece Şükrettiğiniz 3 Önemli Şeyi Listeleme

Her gece yatmadan evvel 5 dakika kendinize özel olarak ayırın ve o gün iyi giden 3 şeyi yazın. Ardından hemen yanına iyi gittiğini açıklayan kısa bir not yazın. Şükran ve minnet hislerinin mutluluğu artırdığı en önemli noktalardan biri olduğunu gösteren birçok araştırma vardır. Dikkati sürekli kötü giden, sizi mutsuz eden şeylere vermek, ciddi manada depresyon riskini artırmakta ve kişiyi strese sokmaktadır. Aksine olumlu gelişmelere odaklanmak ise mutluluk düzeyini artırmakta, strese karşı adeta bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.

İçten Teşekkür Notu Yazma

Yaşantınıza olumlu katkı sağlayan ama doğru dürüst teşekkür edemediğiniz birisini düşünün. Sizin için yaptıklarını, yaşantınızı ne denli iyileştirdiğini içtenlikle anlatan bir teşekkür notu kaleme alın. İyi hissetme konusunda etkisini düşünün. Bu notu paylaşmanın en etkili yolu ise bir buluşma ayarlamak ve onu okumaktır. Dr. Seligman’ın 411 kişiyle yaptığı mühim araştırma, 1 ay süresince bireysel mutluluk ve iyi hislerin devam ettiğini gözler önüne sermiştir. Öyle ki, bu deneyim bireyleri birbirlerine de yakınlaştırmaktadır.

Tepkilerinizde Yapıcı Olma

Alanında uzman ve uzun yıllar evlilik, yakın ilişkiler alanlarında araştırma yapan sosyal psikolog Shelly Gable, önemli ve basit bir tavsiye de bulunuyor; “Sizin için önemli birisi gelip, kendisiyle ilgili bir haber, bildirim paylaştığında ‘etkin yapıcı tepki’ vermelisiniz.”

Misal vermek gerekirse; Eşiniz eve döndüğünde o gün patronunun üzerinde çalışmakta olduğu projeyi çok beğendiğini anlatıyorsa, “Çok iyi” deyip geçiştirmeyin. Bu tepki pasif tepkidir. “Beğenmesi iyi – hoş da bu kadar çok çalışmanın sonunda maaşa ne zaman zam verilecek?” gibi bir yanıt verilirse bu da pasif saldırgan tepki oluyor. Bu yüzden bu tarz söylem ve tavırlardan kaçınmalısınız.

Projesi ve patronunun dedikleriyle alakalı sorular sorup, onun başarısına sevindiğinizi hissettirmelisiniz. Dahası ona küçük bir kutlama önerin. Bu etkin – aktif yapıcı bir tepki olur. Shell Gable’ye göre aktif yapıcı tepkiler sevgi, bağlılık ve iyi ilişkileri güçlendirmekte, çiftler arası cinselliği dahi pekiştirip, olumlu yönde etkilemektedir.

Kendinizi daha iyi hissetme konusunda bolca kitap okumanızı da tavsiye ederiz.

Duygu ve Hisleri Yönetme

Duygular bireyin varlığının temel göstergesi, insanı insan eden unsurlardır. Fakat duygular sizi değil, siz duyguları yönetmelisiniz. Duygu aslında canlılığın bir kanıtıdır.

Gün içerisinde ne denli fazla duygu hissettiğinizi hiç düşünüp,  dikkat kesildiniz mi?

Üzüntü, tasa, şaşırma, korku ve ürperti, öfke, endişe, telaş, kızgınlık, suçluluk, hayal kırıklığı, utanma, sevinç, neşe, güven, güvensizlik, sevgi, saygınlık ve mutluluk, vb. gibi duygusal olgu, duygu ve hissi sayısızca kez gün içerisinde yaşamaktayız. Fakat çoğu kez dikkat etmeden bu duyguları geçeriz. Hâlbuki hislerimiz ve anılarımız bilinçaltımızın bizimle birebir konuşma dilidir. Yaşadığımız olumsuz duygular bizlere bir takım duyguları içerisinde tuttuğu bilgisini verir. Şayet bizler bu olumsuz duyguların bilinçaltımızın bizlere vermeye çalıştığı mesaj olduğunu anlayabilirsek, duygularımızla işbirliği içerisinde olabilir, onların dönüştürülmesini sağlayabilir ve yaşam kalitemizi artırabiliriz.

Örnek

Misal verecek olursak; kendini üzgün hissettiğini belirten birisi çoğunlukla göğüs ve kalbinde gerginlik, ağrı ve acı hissettiğini dile getirir. Duyguların altında yatmakta olan nedenlerin araştırılması gerekiyor. Aksi durumda ilerleyen zamanlarda bu olumsuz duygular fiziksel ve zihinsel rahatsızlıklara neden olmakta, ciddi sağlık sorunlarına dönüşmektedir.

Hastalıkların büyük bir kısmı psikolojik, yani ruhsal nedenlere dayandığı birçok uzman tarafından belirtilmekte ve araştırmayla sabit kılınmaktadır. Patolojik hiç bir sorun olmamasına rağmen, ilerleyen seviyelerde yutkunma zorluğu, yemek yenilirken boğulma sorunu gibi rahatsızlıklarla doktora gelen birçok hasta bulunuyor. Bunlarla yapılan görüşmelerin çoğunda küçük yaşta ailesiyle yaşadığı sorunlar,  aile baskısı, kişinin kendini ifade edememe sıkıntısı temel nedenler arasında yer aldığı gözlemlenmiştir. Bu kişilerin duyguları yıllar içerisinde boğazında düğümlenmiş halde yutkunma sorununu tetiklemiştir. Nefes alma sorunlarına neden olmaya başlamış ve kısa bir süre sonra ise hayati tehlike arz edecektir.

Bu nedenle duygularımız büyük öneme sahiptir. “Peki, olumsuz duygulardan, bizi rahatsız eden duygulardan nasıl kurtulabiliriz?” Bu sorunun yanıtı ve çözümü hususunda en etkili çözümlerden biri gece yatmadan günün hesabını kapatmaktır. Bu yöntemle duygular biriktirilmez, çözümlenir. Her akşam uyumadan evvel o günün hesabını yapın, tahlil ederek günün müşaveresine girin. Sonunda ise çözümlemeden, hesabı kapatmadan uyumayın.

Uzun yıllar biriken bir duygu, bedensel rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olur ki,  yıllar sonra böyle bir sorun gün yüzüne çıkmış ise, mutlaka tıbbi bir destekle beraber kişisel gelişim ve psikoloji alanında uzman kişilerden yardım alınmalıdır. Günlük meydana gelen olumsuz ve sizleri rahatsız eden duygulardan kolaylıkla kurtulmak için ise kolaylıkla uygulanabilecek iki yöntem bulunuyor.

Birinci Yöntem

Akşam uyumadan evvel hafif bir meditatif halde o güne dair sizi kızdıran, öfkelendiren ya da endişeye sokan bütün kızgınlıkları ve vakaları bir kâğıda yazın. Bütün kızgınlıkları, korku ve endişeleri, vakaları, insanları kısıtlamasız ve sansürsüzce içinizdekileri dökerek kaleme alın. Bu sizi toparlayacak günün hesabını ortaya dökmenizi sağlayacaktır. Sonra evrensel bir derin düşünme halinde bu hallerin değip, değmeyeceğini düşünün. Bir an tarafsız olup, konuya kuş bakışı bakın. Üçüncü şahıs yazar misali gözlemleyin ve yorumlayın. Adım attıkça olaylar çözülecek, duygular gevşeyip, eriyip akacaktır.

İkinci Yöntem

Bu yöntem de birinci yönteme benzerdir. Birinci yöntemdeki gibi uyumadan evvel gece hafif bir meditatif halde (derin ve sakin düşünme hali) günün tamamında sizi öfkelendiren, kızdıran, sinirlendiren ve strese sokan olayları, kişileri sesli olarak düşünün. Hırsınızı alamazsanız yastığa vurun. Bu her iki yöntemden de size kolay ve uygun geleni düzenli olarak akşamları uygulayın. Hislerinizi gerçek manada kontrol altına alacağınızı göreceksiniz.

İştahı Kontrol Etme Yöntemi

Birçok kişinin aşırı kilo alma, kilo vermeme gibi temel sorunların altında aslında iştah kontrolsüzlüğü yatıyor. Birkaç basit yöntemle iştah sizi değil, siz iştahınızı yönetebilirsiniz.

Sağlıklı ve ideal kiloya ulaşmak için doğru besin tercihleri yapmak büyük önem teşkil eder ancak yeterli değildir. İştahın da yönetilebilmesi aynı zamanda gerekiyor.

Vücutta beliren açlık hissi, “Girelin” adlı bir hormondan kaynaklı belirmektedir. Mide boşaldığı veya boşalmaya başladığında otomatik girelin hormonu salgılanır ve de yemek yeme arzusu meydana çıkar. İştah kontrolü sağlamak için ise bilinmesi gereken bir takım önemli hususlar var. Girelin (Ghrelin) hormonu, yalnızca fiziki nedenlerden ötürü tetiklenmez, aynı şekilde psikolojik ve sosyal nedenlerden ötürü de salgılanmaktadır.

Araştırmaya Göre

İtalyan araştırmacılar 2012 yılında kilo sorunu olmayan sağlıklı yetişkinlerle iştah hususunda bir araştırma yaptı. Katılımcılara evvela standart kahvaltı verildi. Ardından açlık seviyelerini derecelendirmeleri istendi. Akabinde 1 saat sonra ise en sevdikleri yemek önlerine konuldu ve açlık seviyelerini yeniden derecelendirmeleri istendi. Katılımcılar yeni kahvaltı etmiş olmalarına karşın acıktıklarını hissetti ve bu yönde bilgi vererek derecelendirme yaptılar. Kanlarında bulunan girelin miktarı ise ölçümlendiğinde sevdikleri yemeği görünce hormonlarda ani zıplama tespit edildi. Farklı bir seferde kahvaltı sonrası sevmedikleri yiyecekler önlerine getirilip konuldu. Açlık hissi oluşmadığı ve kanda da girelik miktarı artmadığı gözlemlendi.

Uzmanlar açlık hissini fiziki ve hazsal açlık diye ikiye ayırıyor. Her ikisi de girelin hormonu salgılamasını sağlamaktadır. Dolayısıyla da iştah oranını güçlü biçimde etkiliyor.

İştah Kontrolü

İyi ama iştah kontrolü nasıl bireyin eline geçecek? Evvela sporcu beslenmesi hususunda birçok kitap kaleme almış olan Matt Fitzgerald, okuyucuların tümüne işe yarayabilecek 8 taktik önerisinde bulunuyor.

Açlık Hissinin Fiziksel mi Duygusal mı Farkına Varın.

İştahı kontrol edebilmek için evvela açlık hissinin fiziksel mi yoksa duygusal mı olduğunu ayırt etmeli, bunun farkına varılmalıdır. Bu, en önemli adımdır.

Fiziksel açlık, boşalmış midenin kazınması, guruldaması ve benzeri tarzda sinyaller verir. Bu durumda ise gerçek yeme gereksinimi söz konusudur. Duygusal ya da hazsal açlıkta ise yalnızca zevk alma ihtiyacı söz konusudur. Zevksel bir hazdan kaynaklı açlık hissi bulunur.

5 aylık bir araştırmada kilo sorunu yaşayan kişiler fiziksel ve hazsal açlığı ayırt etmeye yönelik eğitim aldı. Açlıklarının fiziksel olduğundan emin olarak tam kanaat getirdiklerinde mide boşluk hissi, kazınma ve guruldama gibi fiziksel ya da zihinsel gücün azalması tarzında sinyallere odaklanmaları katılımcılardan istendi.

Katılımcılara bu hissi fark ettikten 1 saat sonra yemek yemeleri ve sonraki öğüne kadar açlık hissi yeniden belirene kadar beklemeleri bildirildi. Katılımcılar acıktıklarında ne isterlerse diledikleri kadar yemekte özgür bırakıldı. Şayet bir sonraki öğünde bir türlü tekrar acıkmıyorlarsa fazla yediklerini anlıyorlardı. Miktarı makul bir saatte yeniden acıkacak biçimde ayarlamaya başlıyorlardı. Bu ufacık değişiklik katılımcıların 5 ay sonunda yaklaşık 7 kilo vermelerini sağladı.

İştahınızı ve kilonuzu kontrol edebilmek

İştahınızı ve kilonuzu kontrol edebilmek, zinde kalabilmek için yapılabilecek en etkili husus bu deneyi kendi yaşantınıza uyarlamaktır. Bir hafta sonunda normal yeme plan ve alışkanlığınızı bir kenara bırakın. Yalnızca acıktığınızda yemek yemeği deneyin ve buna sadık kalın. Mide kazınması, guruldaması, zihinsel ve fiziksel belirtiler meydana gelinceye kadar ASLA bir şey yemeyin ve atıştırmayın. Bu belirtiler ortaya çıktığında sonraki 1 saat içerisinde yemek yiyin. Akabinde ki öğün için yeniden acıkana değin bekleyin.

Bu süreçte canınız bir şeyler çekecektir. Bu halde bile kesinlikle bir şey yememelisiniz. Bu his, acıktığınızın değil, keyfiyetinizin belirtisidir. Bu düzeni 2 gün süresince devam ettirmeye özen gösterin. Pazartesi günü alışık olunan vakitte kahvaltı yapın. Öğlen için vakti değil, acıkma belirtilerini bekleyin. Öğlen vakti geldiğinde şayet belirtiler görülmüyorsa yemek yemeğin, öğünü biraz kaydırın. Yahut saat 4 gibi bir ara öğün alışkanlığı varsa bu saatte öğünü atlatın.

Birçoğumuz ciddi olarak aç olduğundan değil, duygusal neden ve gerekçelerden ötürü yemek yemekte, bir şeyler atıştırmaktayız. Hazsal yeme alışkanlığının bir kenara bırakılması, yalnızca fiziki açlık hissinde yemek yenilme düzeninin oturtulması gerekmektedir. Bu düzen 21 gün sonra yenilen gıda miktarında azalma, vücutta yersiz yağların yakılma, mide, kalp ve ciğer gibi rahatsızlıklarda düzelme, nefes alış-verişinde ferahlama, zihinsel bilinçlenme ve sağlıklı düşünme gibi birçok unsur beraberinde gelecek, sağlıklı ve kalıcı kilo verilecektir.

Tekrar Unsuru

Et-tekraru ahsen velev kane yüz seksen” tabirince tekrar iyidir, 180 kere dahi olsa. Sağlıklı yaşam, kaliteli yaşam ve sağlıklı kilo verme, ideal formu yakalama için dikkat edilecekler ve bilinmesi gerekenleri şöyle en kısa ve yalın haliyle yeniden dillendirelim.

  • İştah hissine neden olan Girelin (Ghrelin) hormonudur. Bu hormon fiziksel ve duygusal nedenlerden ötürü salgılanır.
  • Bu hormonun yalnızca fiziksel nedenlerle salgılanması durumunda iştahı dikkate almalı ve yemek yemelisiniz.
  • Fiziksel açlık hissine uyulup, yemek yenilmeli; duygusal açlık hissini dikkate almamalısınız.
  • Fiziksel açlık hissinin temel belirti ve bedensel sinyalleri şunlardır;
    • Mide guruldaması,
    • Mide kazınması,
    • Fiziksel halsizlik,
    • Zihinsel dalgınlık ve yorgunluk,
    • Aşırı uyku hali vb.
  • Yemek kokusu alındığında açlık hissi duygusaldır. Yemek yenilmemelidir.
  • Bir öğünden sonra vakti değil, midenin acıkması ve sinyalleri vermesi beklenmelidir. Fiziki belirtilere göre yemek yenilmelidir.
  • Fiziki açlık hissinde 1 saat içerisinde azami de olsa bir şeyler yenilmelidir.
  • 21 Gün boyunca bu hususlara dikkat edilerek yenilmelidir.
  • Yemek için ise istediğiniz yemek ve gıdalar tercih edilebilir. Özel bir diyete gerek yoktur.

Not: Bütün yemeklerden önce el yıkama, ağız çalkalama ve 1 bardak su içmeyi alışkanlık edinmelisiniz.

Dikkat: Fiziki açlık hissinde belirtiler görülmesi durumunda 1 saat içerisinde yemek yenilmelidir. Asla aç kalınmamalı, süreç 2 saatin üzerinde aşılmamalıdır.

Mutfağı Temizleyin.

Sağlıksız abur cubur yeme konusunda bir tek basit kural vardır; “Bulamazsanız yemeyeceksiniz”. Üşenme hissi birçok kişi için yeme hissinden güçlüdür.

Yapılmış bir araştırma, ofis çalışanlarının masalarına bir kutu çikolata her sabah bırakılmaktadır. İlk hafta çikolata masaların köşelerine yerleştirilirken, ikince hafta çekmecelerden birisine bırakılıyor. Üçüncü hafta çalışma masalarından 2 metre daha uzak köşelere bırakılıyor. Araştırma sonucunda, katılımcıların büyük çoğunluğu uzanıp, alabilecekleri mesafedeyken yaklaşık 9 adet, çekmeceyi açıp almaları durumunda 6 adet, kalkıp köşeden almaları gerektiği durumlarda da 4 adet çikolata yedikleri gözlemlenmiştir.

Şayet sağlıksız yeme alışkanlığından kurtulamıyorsanız, öncelikli iş mutfağın bütün sağlıksız gıda ve yiyeceklerden arındırılıp, temizlenmesidir. Abur cuburlardan arının ve temiz tutma iradenizle mücadelede kararlı olun ki, kurtulduğunuzda bu işin kendiliğinden kolayca oluşacağını göreceksiniz.

Tabakları Küçültün.

Tabakların boyutu ve ebatları küçültülürse doğal olarak yenilen yemek miktarları da küçülmektedir. Antika dükkânlarını bir gün ziyaret edin. Küçücük doğal yapım tabaklar görürsünüz. Olasılıkla da tatlı tabağı olduğunu düşüneceksiniz. Yıllar içerisinde porsiyonlar ve tabaklar olabildiğine büyüdü. Evlerdeki tabaklar da büyüme gösterdi. Bu büyüme hastalığına karşı tabaklarınızı küçültmelisiniz. Eski çağlarda tabaklar küçük ve bireye yeterli miktarlardaydı.

Yeme Öncesi Su ve Salataya Öncelik Verin.

İştahın kesilmesi ve duygusal açlığın yok edilmesi için yemekten yarım saat önce bir büyük bardak su içmelisiniz. Virginia Tech Üniversitince yapılmış bir araştırma, yemek öncesinde yarım litre su içen katılımcılar, içmeyenlere göre %75 daha az kalori tüketmiştir. Et suyu içeren çorbalarda da aynı durum söz konusudur.

Daha az, dahası yeteri miktarda yemek yemenin önemli hususu yemek öncesi su içmek ve ana yemeğe geçmeden evvel bir küçük tas çorba içmektir. Salata da yemeğe özen göstermelisiniz. Salata düşük kalorili seçenekler arasındadır ve yemek esnasında değil, ana yemekten önce yenilmelidir. Akabinde bir nefes aralıkla ana yemeğe başlamalısınız.

Yanınızda Sağlıklı Atıştırmalıklara Yer Açın.

Yanınızda sağlıklı badem, ceviz, elma gibi yiyecek seçenekleri bulundurun. Dışarıda acıktığınız an cips, çikolata,  tost, döner gibi fast food gıdalara yönelmenizi bunlar engelleyecektir. Çoğumuz kolay seçenekleri tercih ederiz. Ama cebinizde, arabanızda, çantanızda, ofis çekmecesinde sağlıklı atıştırmalara yer açın.  Açlık hissinde bir veya iki adet badem/ceviz ağzınıza atın. Bunlar sağlıksız beslenmeyi ve yersiz açlık hissinizi bastıracaktır.

Çeşitlere Limit Koyun.

Açık büfe yemeğe gidenler normalden çok daha fazla yemek yerler. Lezzet, renk, kıvam arttıkça doğal olarak fazla yeme arzusu baskın çıkar.

Örnek vermek gerekirse, öğlen menüsünde çorba, salata ve sandviç olursa, çorba ve salata ile doysanız dahi mutlaka sandviç de yersiniz. Paleo ya da glütensiz beslenme gibi diyetlerin başarılı olma sebebi sağlıksız gıdaları hayattan çıkarmaktır. İyi sonuçlara vesile olmalarının altında yatan temel unsurlardan biri bu tür gıdaları yeme kültürünüz ve menünüzden çıkarmaktır.

Glütensiz diyet uygularsanız, kek, börek, poğaça, kurabiye, ekmek gibi daha birçok sağlıksız yeme seçeneğini hayatınızdan çıkarmış olursunuz.

Şayet Gıda İntoleransı, Alerjik tepkime gibi sağlık sorunu olmadığı sürece uçlarda bir beslenmeye ve diyet uygulamalarına gerek yoktur. Ancak 8 çeşit meze, 2 çeşit ana yemek, 3 farklı tatlı, üzerine meyveler ve masayı donatarak yeme keyfi ile ne yazık ki doyum olanaksızdır. Mezeleri, yemek ve sofrayı olabildiğine sadeleştirmelisiniz.

Not: Ana yemek içerisindeki malzemelerin sadeliği, sindirimi kolaylaştırmaktadır.

Şartlı Refleks Geliştirin.

Ne kadar dikkatli olunursa olunsun sağdan, soldan birçok alanda cezp edici seçenekler belirebilir, teklifler gelebilir. Ofiste doğum günü kutlamasında pasta, toplantıda kurabiyeler, markette deneme ikramları ve daha farklı seçenekler kişiyi yemeye tetikler. Psikologlar, bu tarz durumlarda evvelden uygulama planı oluşturulmasını tavsiye ediyor. Misalen şayet teyzenizi ziyaret ettiğinizde size zorla tabak dolusu börek, çörek ikram ediyorsa ve bunu tahmin edebiliyorsanız önceden ne diyeceğinizi iyi planlayın. Teşekkür ederek tok olduğunuzu, ikramları yanınıza alıp, acıktığınızda yiyeceğinizi belirtebilirsiniz.

Bu tarz durumlara şartlı refleks geliştirmelisiniz. Bir tabak veya bardak daha fazla teklifi geldiğinde veya gelebileceği anlarda kalkıp dişlerinizi fırçalayın ya da ağzınıza bir nane şekeri atın.

Yemeğe Odaklı Yiyin.

Günümüzde ne yazık ki, büyük çoğunluk televizyon veya bilgisayar karşısında, telefonla uğraşırken, sosyal medyada keyif çatarken, hatta daha da ilerisi araç kullanırken yemek yemektedir ve yeme isteğini bastıramamaktadır. Bu ise ne kadar yemek yenildiğini, doyuma ulaşılıp ulaşılmadığını fark ettirmez ve bilinçsiz tüketim, yeme olanağı ortaya çıkar. Dikkat dağınık olduğunda kişi çok daha fazla yer. Sosyal ortamlar, yeme-içme miktarını artırır. Elbette ki bu tarz durumlar için çözüm tektir. Dikkatinizi olabildiğince korumanız gerekli. Bunun içinde kendinizi bir odaya hapsetmemelisin tabi ki. Sadece yemek esnasında bedeninizden gelen sinyalleri dikkate alın. Midenizi, yediğiniz lokma sayısını, nefes alma ihtiyacınızı bilin. Zihni mideye ve yemeklere odaklayın ki, beyin doyduğunda ve mide dolduğunda sinirleri uyarıp, sinyal verebilsin.

Meditasyonun En Üstün Mertebesi Kutsal Meditasyon: Tefekkür

Meditasyon, birçok kültür ve dinde önemli yere sahiptir. Farklı teknik ve şekillerle uygulanmaktadır. Meditasyonun en üstün mertebesi olan kutsal tefekkür, İslam dininin kemiğidir. İslam’da üç şekilde derin düşünme yapılmaktadır ve önemli bir yere sahiptir;

  1. Zikir (Anma): Kalben Allah’ın isimlerinin anılıp, Allah’ın anılmasıdır.
  2. Kutsal Tefekkür: Kur’an-ı Kerimden alınan bazı ayetler ve bu ayetlerin manaları üzerinde derin düşünme halidir. Doğa ve Allah’ın mucizeleri üzerine derinlemesine düşünmeyi ihtiva eder. Zihin tek bir düşünceye odaklanmaktadır.
  3. Namaz (Salât): Zikir, Tefekkür, Meditasyon, Egzersiz, Nefes teknikleri vb. daha birçok unsuru barındıran ibadet türüdür.

Meditasyonun birçok teknik ve yöntemi geliştirilmiş, farklı isimler ve şekillerde mana bulmuştur. En derin ve üst mertebe olanı ise tefekkür’dür. Tefekkür, derin düşünmenin daha da ötesinde teslimiyet ve inanç mekanizmasını barındırmaktadır.

Ebu’d-Derdâ (ra); “Bir saat tefekkür, kırk gece nâfile ibadetten üstündür.” Demektedir.

Tefekkür, derin düşünme anlamına gelmektedir. Modern tabiriyle Meditasyon demektir. Tefekküre ilişkin Kur’an-ı Kerim’de; “Onlar ki, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allâhʼı zikrederler…” (Âl-i İmrân, 191) şeklinde ayet bulunmaktadır.

Ayrıca; “…Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve şöyle derler:) «Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Senʼi tesbîh ederiz. Bizi Cehennem azâbından koru!»” (Âl-i İmrân, 191)

Tefekkür’ü Meditasyonun en üstün mertebesine çıkarmasının hikmeti, meditasyon gibi zihni boşaltmak ve arındırmaktan öte kişinin kulluğunu, hiçliğini ve acziyetini idrak etme durumunun olması, zihnen ve kalben derinlemesine duygularla haşyet ve hayret içerisinde kalmasıdır.

Tefekkür Nedir?

Düşünmek, derinlemesine düşünmek ve idrak etmektir. Bir nazar ederek hayretle bakmak ve zerreye kadar düşünmektir. Çevre, bitkiler, hayvanlar, gökyüzü, yeryüzü, atmosfer ve daha nicesi düşüncenin öbeğindedir. Elbette ki bunların odağında ise yaratılışları ve yaratan kudret yer alır. Bunu düşünmek, en üst mertebelere ulaşma halidir.

Uzay, güneş, sistemler, ay ve galaksiler derken, olmayanı yahut olacak olanı düşünme halidir tefekkür. Düşünülenler arasında kişinin kendisini bir konuma sokma anı da söz konusudur. Her safhasında ise bir hiç olunup, zerre dahi olmayışın kavranması durumu bahis konusudur.

Tefekkür, en sonunda ise yaratıcının kudreti, kerim ve rahman oluşunu düşünmekle vuku bulur. Ona teslimiyet ve tam manada sadakatle bağlılığı harekete geçirir. Bu mertebeye yükselmek, Tefekkür’ün üst kademesine varıştır adeta. Tefekkür’ün üç haliyle mertebesi kutsallaşmaktadır.

Zikir (Anma)

Zikir, tefekkürün bir mertebesidir. Yaratıcının bir ismini yalnızda zikretmek, anmak ve yalnızca o isim üzerine düşünmektir. O, ismin anlamını ve özelliklerini idrak etmek, zihni o düşünceler dışında tamamen arındırmak eylemini gerektirmektedir. Her yerde, her pozisyonda yapılabilmektedir.

Kutsal Tefekkür

Kişi evvela zihinsel arınma sağlayıp, kendini bulur. Ardından evreni, doğayı ve her anı, her zerreyi düşünüp, idrak eder. Farkında olup, üst mertebelere yükselir. Sonunda bunların yaratılışı ve yaratıcısı üzerine derin düşüncelere dalar. Ancak tefekkürün son noktası ise teslimiyet, kabul ve sadakatle bağlanma halidir. Kişi, her tür düşünceden ve durumdan soyutlanıp, bir hiç ve aciz oluşunu seyreder. Her pozisyon ve zamanda, mekânda yapılabilmektedir. Farklı yöntemleri vardır. Modern meditasyon benzerliği bulunur.

Namaz (Salât)

Zikir ve Kutsal Tefekkürle birlikte miraca yükselişin eylemsel ve manasal alanıdır. Zikir tefekkürü, kutsal tefekkür ve ilaveten namazın gereklilikleriyle bir bütün oluşturan meditasyonun ulu mizanıdır. Namaz, meditasyon, yoga, tefekkür, reiki vb. birçok yöntemin en gelişmiş hallerini bir bütün halinde barındırmaktadır. Namaz;

  • Nefes egzersizleri,
  • Zikir tefekkürü,
  • Kutsal tefekkür,
  • Beden egzersizi,
  • Reiki,
  • Zihni serbest bırakma,
  • Nefes odaklanması,
  • Huşu ile tefekkür,
  • Bir nesneye odaklı doğa meditasyonu,
  • Teslimiyet,
  • Kavrama ve idrak,
  • Farkındalık vb. birçok unsuru bünyesinde barındırmaktadır.

Tefekkür, Namaz veya Zikir hali fark etmeksizin diğer meditasyonlardan farklı olarak kişinin kendini sorguya çekme durumunu da arz eder. Kişi, hata ve suçlarını, pişmanlıklarını da ölçüp, bunlara pişmanlık duyarak, bu duygu ve hatalardan arınır, tövbe haliyle hiç hata işlememiş gibi hafifler.

Namaz ve Tefekkürü Bilindik Meditasyondan Ayıran Nedir?

Namaz ve Tefekkür, İslam dininin yegâne öğretilerindendir. Huşu ve Malayaniyi terk söz konusu olup, teslimiyet söz konusudur. Bu yüzden de ibadet ve önemli bir görev olarak vuku bulur. Huşu, Allah’tan korkma ve teslim olmayı gerektirmektedir. Tüm her şeyin üzerinde Allah’ın olduğu inancı ve idraki vardır. Meditasyonda ise arınma ve serbest bırakış temel gayedir.

NOT: Meditasyon, Yoga, Tefekkür ve Namaz vb. tüm derin düşünme ihtiva eden uygulamalarda zihni derince meşgul edecek her türlü unsur bertaraf edilmelidir. Misal vermek gerekirse, aç kişi, evvela yemek yemeli, sonra meditasyona geçmelidir. Önemli bir iş varsa önce onu tamamlamalıdır. Bu hususta ise zaruri ihtiyaçlar olması önemlidir. Keyfi hiç bir işe öncelik verilmemelidir. Aksi durumda sürekli erteleme hastalığı baş gösterip, Meditasyondan haz alınamaz. Verimli bir tefekkür ve meditasyon söz konusu olmaz.